Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tasavvuf İlminin Doğuşu ve Gelişimi
04-09-2008, 09:52 PM
Mesaj: #1
Tasavvuf İlminin Doğuşu ve Gelişimi
Tasavvufun amelî-hâlî ve temel esasları itibariyle, vahyin gelişiyle birlikte, bizzat Hz. Peygamber (S.A.V) tarafından hayata geçirildiği, önceki bölümde belirtilmişti. Özellikle Mekke devri, daha çok dini-ahlakî prensiplerin yer aldığı bir rûhî olgunluk kazanma dönemi olmuş ve Sahabe-i Kiram; bu usûl üzere, bütün ümmetin mürşid-i kamili, Peygamber Efendimiz (S.A.V) tarafından yetiştirilmiştir.

Tasavvufun müstakil bir ilim olmaya başlaması ise diğer temel İslâmî ilimler olan; Fıkıh, Tefsir, Akaid ve Hadis'te olduğu gibi Asr-ı Saadet'ten iki-üç asır sonradır. Aynı şekilde, bu ilimler de esasları itibariyle, Peygamber Efendimiz (S.A.V) zamanında mevcut olmakla beraber, henüz ihtiyaç hissedilmediğinden tedvîn edilmemiş, düzenli birer ilim dalı olarak ortaya konulmamıştır.

Tasavvuf ve diğer İslâmi ilimlerin bir ihtiyaç haline gelmesi, Sahabe-i Kiram ve Tabiîn'den sonraki dönemlerde, dinin aslından uzaklaşılması sebebiyledir. Resulullah (S.A.V)'in tebliğ ettiği hakikî din nuru gizlenip, itikatta sapıklıklar, fikirler arasında ihtilaf vaki olmaya başladı. Cehalet insanlara galebe çalınca; eski adet, gelenek ve görenekleri ibadetlerle karışır, bazen de onların yerini alır hale geldi.

İnsanlar kendi hak bildiği yolda gitmeye ve dünyaya çokça meyletmeye başladı. Dini hükümler ve kurallar, esasları yönünden ikinci plana itilerek, ayetler ve hadisler siyasi veya şahsî amaçlarla indî yorumlara tabî tutulmaya başlandı. Yalnız bir topluluk, salih ameller işlemek, ıssız yerlerde uzlete çekilerek zikir ve ibadetle uğraşmak yolunu seçti.

Sonraları zaviyeler, tekkeler ve hânkahlar inşa edilince; arı-duru kulluk mücadelelerini daha sistemli bir şekilde sürdürmeye koyuldular. Salih amellere devam ve tashih-i itikad sonucunda; güzel haller meydana gelmeye, saf zihinler ve cilalı gönüller, marifet-i ilahiyi almaya, yudum yudum tatmaya başladı. Böylece taklidî imandan, tahkiki imana geçtiler.

İmam Kuşeyrî (K.S)’un "Risale"si gibi tarihî kaynaklara göre, ilk tekke Suriye'nin Remle şehrinde bulunan Ebû Hâşim Tekkesi'dir. İlk defa Sûfî ismini alan da bu zattır. (ö. 150/767)

Ardından Sufiyye mesleğine ilk hareket veren şahıs; Süfyân-ı Sevrî (K.S) hazretleridir. Râbiatü'l-Adeviyye, Şeybetü'r-Râî o devrin feyiz pınarlarındandır. Sonraki asırda, tasavvufun yayılmasına en çok hizmetleri geçen zatlardan ikisi; Zinnun-i Mısrî (ö. 245/859) ve Bayezid-i Bestâmî'dir.

İşte tasavvuf ilmi böyle bir ortamda, önceleri Evliyaullah'ın sözleri ve hallerinin anlatımından ibaretken; sonraları Cüneyd-i Bağdadî (K.S) (ö. 279/90Cool gibi zatlarında eser vermesiyle düzenli bir ilim haline gelmeye başladı. Aslında, zahir ilimlerde eser verilmesi bir ilmin olgunluğuna delil olabilmekteyse de, tasavvuf ilmi gibi manevi bir sahada asıl delil, yine tasavvuf üstadlarının kendi hal ve idraklarıdır, kavrayışlarıdır.

Yani, nasıl fıkıh sahasında; Kur'an-ı Kerim ve hadisten sonra fâkih alimlerin ilmî mülahaza ve görüşleri, bizim için amel yapılabilecek sağlam bir görüş oluşturuyor ve onların bu zahîrî içtihadlarına tabi oluyorsak; aynı şekilde manevî-ruhî hayatımızda da esası Kur'an ve Sünnet'le sabit olan, zikir, fikir, nefis tezkiye ve muhasebesi, râbıta, hatme (zikir meclisi) gibi batınî meselelerde de manevî görüş ve içtihad sahibi olan tasavvuf büyüklerine, mürşid-i kamillere tabi olmalı, onları taklit etmeliyiz.

Peygamber Efendimiz (S.A.V), dört büyük halife olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (R.A)'ye ayrı ayrı zikirler telkin etmiş, ancak bunlardan ikisi yaygınlık kazanmıştır.

Hz. Ebu Bekir (R.A) Efendimiz'den neşet eden tarik, Sıddıkiyye ismi ve "hafî" (gizli) zikri ile vasıflanırken; Hz. Ali (R.A) Efendimizden de "cehri" (açıktan) zikir ile vasıflanan tarikatlar ortaya çıkmıştır. Bu iki ana koldan ayrılan tarikatlar ise yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı, farklı tatbik şekilleri kazanmıştır. Bazı mürşid-i kamiller, yeni bir usul vaz etmeyip kendilerinden önceki üstadının mesleğini devam ettirmişlerdir.


Ekli Dosya(lar) Önizleme(ler)
   
SABRİ KÖNTEK diyor ki:
SABRİ KÖNTEK İST:EYÜPSULTAN TÜM KARDEŞLERE SELAMLAR : ALLAH RAZI OLSUN TÜM KARDEŞLERDEN .MEVLAM YARDIMCINIZ OLSUN:...http://sabrikontek.azbuz.com http://sabrikontektirebolu.azbuz.com sabri-kontek@hotmail.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Fark Etmeli İnsan ((erva ecrin)) 4 22 11-05-2008 08:52 PM
Son Mesaj: Mehmet kocsan
  inanç, güven, ümit kadirhan58 2 9 11-02-2008 08:21 PM
Son Mesaj: kadirhan58
  Emanet Ehli Olmak SABRİ KÖNTEK 0 29 10-10-2008 11:50 PM
Son Mesaj: SABRİ KÖNTEK
  İnsan ve diğer canlılar arasındaki kalın çizgi KAFKASKAR 2 48 10-01-2008 11:26 PM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  Sanat Eseri Çocuk KAFKASKAR 2 40 10-01-2008 08:24 PM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  İnsan kul olduğunu neden unuttu? KAFKASKAR 2 44 09-27-2008 08:43 AM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  Oruç hakkında bilinmeyen soru ve cevaplar KAFKASKAR 2 41 09-01-2008 09:23 AM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  Ey iman edenler! (5) doganay58 5 55 09-01-2008 08:08 AM
Son Mesaj: doganay58
  Ey iman edenler! (4) doganay58 0 26 08-28-2008 11:41 AM
Son Mesaj: doganay58
  Ey iman edenler! (3) doganay58 0 23 08-28-2008 11:40 AM
Son Mesaj: doganay58

Forum Atla:

İletişimSivas | Sivasliyiz.ComYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi






Seni Seviyorum Msn Nickleri Msn Adresleri Kevenli Check up