|
SİVAS İLİ TARİHİ
|
|
08-23-2008, 12:12 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
SİVAS İLİ TARİHİ
SİVAS İLİ TARİHİ
İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Sivas İli, Doğu Anadolu Bölgesinin batı kesiminde kalır ve İç Anadolu bölgesinin doğu kısmında, Kızılırmak vadisinin başlangıcında yer alır. Kızılırmak nehrinin (Halys) doğusuna doğru Erzincan ve Malatya yaylalarına yaklaşırken yükseklik artar. Plato ile yüksek yaylalar arasında kalan Yukarı Kapadokia kalabalık bir bölge olarak bu bölgede yer almaktadır. Sahip olduğu geniş otlaklar, at yetiştirmedeki ünüyle Kapadokya, tarihte yer almaktadır. “güzel atlar ülkesi” anlamına gelmektedir. “Kızılırmak” nehri, tarih öncesi çağlarda Maraşşantiyaş, Hulaş, Huliaş, Halys, Balys, Balis, Baliş gibi isimlerle anılmıştır. Sivas şehri ismini, hakimiyeti altında bulunduğu ulusların dini ve mitolojik dünyasıyla ilgili inançlara ait unsurlardan almıştır. [1] Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli şehirlerinden biridir. Sivas ve havalisinde bazı mıntıkalarda tarih öncesi çağlara ait tümülüs, hüyük, mağara duvar sanatına ait resim ve heykeller ve çeşitli insan ve hayvan heykelleri bulunmuştur. Bunlar Sivas ve havalisinin geçmişi hakkında çok önemli ölçüde bilgiler vermekte ve kaynaklık etmektedirler. Bunların yanısıra Sivas tarihiyle ilgili olarak antik çağlar, Roma ve Bizans dönemine ışık tutacak kaynakların başlıcası Kitabeler [2], Sikkeler [3], Vakfiyeler [4], Osmanlı Tahrir Defterleri [5], Vekayinameler [6], Seyahatnameler ve Coğrafya Eserleri [7], Destanlar [8] ve çeşitli araştırmalardır [9]. Tarihçi Herodot, Halys ırmağının (Kızılırmak) Kavsi içinde yer alan Anadolu’nun büyük bir bölümünü içine alan bölgeye, Perslerin “Katpatukya” [10] adını verdiklerini anlatır. Strabon’un M.S 18-19. yıllarında yazdığı Geographika (Coğrafya) isimli eserinde, Kapodokya’nın o dönemdeki idari taskimatı, bölgenin coğrafyası, dini, tarihi ve ekonomik yapısıyla ilgili bilgileri vermektedir. Sivas ve havalisinin tarih boyunca içinde yer aldığı “Kappodakia” nın sınırlarını şöyle çizer: Büyük Kapodokya’nın konumu: Batı’dan Halys (Kızılırmak) Nehri’ni Tatta gölü (Tuz Gölü); Güney’den Toros Dağları; kuzeyden Karadeniz ile çevrilidir: Doğu sınırları ise Malatya’nın doğusuna kadar uzanır. “Kapadokia” ise, Kızılırmak nehrinin (Halys) doğusuna kadar (Erzincan ve Malatya yaylalarına doğru) uzanan ve gittikçe yüksekliği artan Plato ile yüksek yaylalar arasında kalan bölgenin adıdır. Kızılırmak Havzasının Sivas’ı içine alan ve sayısız istilalara uğrayan kısmı, Doğu Anadolu’nun değişik zamanlardaki bölünmelerinde bazen Pontos, bazen de Kapadokya’ya katılmış ve Roma İmparatorluğu’nun son teşkilatında, Pontika Diyosez’in Birinci Armenia adı altında bir vilayet olmuştur. Anadolu’nun merkezi yaylasında Hattuşaş, Piterya (Boğazköy), Mazaka (Kayseri) etrafında kurulan Hitit İmparatorluğu daha sonraları genişleyerek Asurlar’ın Pont (Kyzouadna), Ermenistan (Harre), Küçük Ermenistan (Kaskhaı) ve Büyük Kilikya (Arzania) adlarını verdikleri sahalar da Kappodakia’nın sınırları içinde bulunuyordu. Tarihin başlangıcında, Anadolu’nun ilk büyük devleti, Büyük hatti Krallığı burada kurulmuştur. Hitit Uygarlığının ilk merkezi olan Kayseri (Kaneş/Kültepe/Caesarea/Mazaka) ye yakın olması sebebiyle bu uygarlığın hüküm sürdüğü bölgeler arasında yer almaktaydı. ProtoHititler’in başkenti Hattuşaş’tır. “Kızılırmak” nehrinin bu dönemdeki adı, “Hulaş/Huliaş/Halys/Balys’dir. Hitit Krallığının başlıca şehirleri ise, Kuşşar, Kaneş, Puruşhanda olmak üzere Kapadokya’dan kuzeye doğru Harşana (Amasya), Harsanusiye (harşiana), Sanusiye (Sunisa), Muşalim gibi şehirleri, kuzeybatıya dogru Tumana, Ulama, Turhumit, Tuhiya, Tuvanuva, Hakmişşa, Zalpa gibi şehirleri, doğuya doğru ise; Sarişşina, Komana, Lahuzatiya, Razama, Hurama, Şamuha (Büyük ihtimalle Şarkışla ilçesidir), Sarissa (Altınyayla/Kuşaklı), Talaura/Talavra (Sivas), Tepriche (Divriği), Zaraşşina (Zara), Pakhuwa (Kangal), Tilgarimmu (Gürün), Timelkia(Darende), Milidia (Malatya) gibi şehirleri bulunmaktaydı. Sivas ve havalisi, ProtoHititler döneminde Yukarı Kapadokya (KUR-uru-UGU=Yukarı memleket) bölgesinin sınırları içinde kalıyordu. Sivas ve havalisi, Kaskhaı bölgesinde kalıyordu. Sivas ili, bu tarihi bölgede (Doğu Kapadokya) yer almaktaydı. Hitit Uygarlığının ilk merkezi olan Kayseri (Kaneş/Kültepe/Caesarea/Mazaka) ye yakın olması sebebiyle bu uygarlığın hüküm sürdüğü bölgeler arasında yer almaktaydı. Burası bir taraftan Koküsos (Göksun), diğer taraftan Tilgarimmu (Gürün ilçesi) ya kadar uzanıyordu. Kapodokya (Kapodakia) adı ile ilk idari sistemi Persler kurmuştur. Küçükasya'da batıda Kızılrmak (Halys) tan doğuda Fırat'a, güneyde Toroslardan kuzeyde Karadeniz'e kadar uzayan geniş bölgeye Ahamenişler devrinde Kapadokya adı verilmiştir. Ahamenişler zamanında Kızılırmak ile Fırat Nehri arasındaki memleketin ortak adıydı. Kapadokya iki satraplığa ayrılmıştı: Büyük Kapadokya ve Pontos kapadokyası. Pontos Kapadokyası ormanlıktı ve maden bakımından zengindi. Birinci kısmın merkezi Mazaka=Kayseri, belli başlı şehirleri de Nitika=Niğde, Nysa=Nevşehir, Maraş, Kırşehir ve Güney Komana idi. Sivas yöresi ise Temisir, dini ve ticari bir merkez olan Kuzey Komana (Kömenek) ikinci bölüme dahil edildi. Kral Mitridat Evpator zamanında Kapadokya'nın en önemli şehirleri: Amasya, Laodike, Komana, Kabira, Gaziura, Timolisa, Talaura idi. “Kapadokia”, Kızılırmak nehrinin (Halys) doğusuna kadar (Erzincan ve Malatya yaylalarına doğru) uzanan ve gittikçe yüksekliği artan Plato ile yüksek yaylalar arasında kalan bölgenin adıdır. Kızılırmak Havzasının Sivas’ı içine alan ve sayısız istilalara uğrayan kısmı, Doğu Anadolu’nun değişik zamanlardaki bölünmelerinde bazen Pontos, bazen de Kapadokya’ya katılmış ve Roma İmparatorluğu’nun son teşkilatında, Pontika Diyosez’in Birinci Armenia adı altında bir vilayet olmuştur. Anadolu’nun merkezi yaylasında Hattuşaş, Piterya (Boğazköy), Mazaka (Kayseri) etrafında kurulan Hitit İmparatorluğu daha sonraları genişleyerek Asurlar’ın Pont (Kyzouadna), Ermenistan (Harre), Küçük Ermenistan (Kaskhaı)ve Büyük Kilikya (Arzania) adlarını verdikleri sahalar da Kappodakia’nın sınırları içinde bulunuyordu. Sivas ve havalisi, Kaskhaı bölgesinde kalıyordu. Sivas ili, bu tarihi bölgede (Doğu Kapadokya) yer almaktaydı. Sivas ili, bu tarihi bölgede (Doğu Kapadokya) yer almaktaydı. Sivas ve havalisi, coğrafyası itibariyle, tarihi Kapodakya Bölgesinde yer almaktadır. Dolayısıyla Kappodakia tarihi, Sivas ve havalisinin tarihi hakkında detaylı bilgileri ihtiva etmektedir. Sivas ve havalisi tarihini ortaya çıkarmak için Kapodakya tarihinin büyük ölçüde incelenmesi gerekmektedir. Sivas, Kapadokya (Katpatukya:Güzel Atlar Ülkesi) Satraplığı'nın sınırlar içinde yer alıyordu. Güneyinde Kilikya Satraplığı, kuzeyinde Pontos (Karadeniz) Kapadokyası Satraplığı vardı. Halkı, hayvancılık ve tarımla uğraşan Kapadokya, ticari ulaşım açısından, Asur ve Geç Hitit Devletleri döneminden beri önemini koruyan Mastyaszaka (Kayseri) Kenti'ne bağımlıydı. Tilgarimmu (Gürün), bir başka önemli kentli. ÎÖ:1200'deki Frig istilasıyla doğuya sürülmüş olan Hitit balkının kalıntıları, ayrıca yerel halk sayılan Muşkiler (Moskoi), Tabeller(Tibaren) ve Kataonlar yörede bir arada yaşıyorlardı. Yeşil ırmak çevresinde ise Levko Suri olarak anılan topluluklar vardı. Persler, ilkin, yerel beylerin ve toprak sahiplerinin ellerindeki toprakları satın aldılar. Ardından, bunları Pers kökenli asker soylulara ve rahiplere sattılar. Böylelikle, küçük toprak isletmeleri ortadan kalktığı gibi, büyük topraklar da bütünüyle Pers kökenli kişilerin eline geçti. Persler, bir yandan yerel halkın dinsel inanışına karışmaz görünüyor, öbür yandan da kendi ateşe tapma geleneklerim yaymaya çalışıyorlardı. Halk üzerinde baskı kurabilecek yerel rahiplere mülkiyet hakkı tanıyarak,onları kendi yanlarına çekiyorlardı. Sivas, Pers din ve kültürünün yoğunlaştığı yörelerden biriydi. Bu dönemde Kızılırmak üzerinde kurulan köprüler, kuzey ve güney kentlerini birbirlerine yaklaştırmada büyük rol oynadı.imparatorun posta katarları Sivas vadileri arasından Mazaka'ya (Kayseri) kolayca gidebiliyordu. Kapodakia eyaletinin sınırları Persler döneminde ve daha sonraları zaman zaman değişiklikler yaşamıştır. Pers İmparotorluğunun sonuna doğru Kapodakia eyaleti (Satraplığı) iki satraplığa ayrılmıştır. Bunlar: 1-Büyük Kapodakia veya Toros yakınındaki Kappodokia ve kuzeydeki. 2-Kappadokia Pontika (Karadeniz Kappadokiası): Sivas ve havalisi, Büyük Kappadokia sınırları içinde yer almaktadır. Fakat zaman zaman da karadeniz kappodakia sınırları içinde de kalmıştır. Hatti devletinin başkenti Hattuşaş burada geriye çekilmiş Boğazköy (Pteria) da bulunuyordu. Bu bölgede Hattiler’e ait çok kıymetli eserleri ihtiva eden harabeler vardır. Sivas İli, tarihi çağlardan günümüze Anadolu’nun ortasında büyük ve önemli bir şehir olma özelliğini her zaman korumuştur. Sivas İli, Anadolu’da kurulan bir çok devletin önemli kültür merkezlerinden biri olduğu gibi, aynı zamanda bir çok devlete başkentlik yapmıştır. Sivas İli, Doğu Anadolu ile Batı Anadolu’yu birbirine bağlayan, Mezopotamya ile Anadolu’yu birleştiren (Sivas-Malatya)tarihi ticaret ve kervan yolu üzerinde bulunması nedeniyle, önemli konuma sahip bir yerleşim yeridir. Bu nedenle, Anadolu’da medeniyet kurmuş bir çok ulusun hakimiyeti altında kalmıştır. Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli şehirlerinden biridir. Sivas ve havalisinde bazı mıntıkalarda tarih öncesi çağlara ait tümülüs, hüyük, mağara duvar sanatına ait resim ve heykeller ve çeşitli insan ve hayvan heykelleri bulunmuştur. Kazı ve araştırmalarda elegeçen buluntular, yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını gösterir. Sivas'ın ilk kurulduğu Yer Bugün il merkezinin bulunduğu yerin, şehrin ilk kuruluş ve yeri bölgesi olup olmadığı hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntulara göre, şehrin ilk yerleşim olarak kayda değer iki görüş bulunmaktadır. Bu görüşlerden birisi, şehr yerleşim yeri, bugünkü şehir merkezinin doğusunda ve 8 km uzaklıktaki Kızıl kavraz köyü bölgesi olduğu söylenmektedir. Diğer bir görüş ise yine Kızılırmak kenarındaki Hanyazı bölgesidir. Kızılırmak'ın su taşkınlıklarından korunmak için halkın bu bölgeyi terkederek, bugünkü kalenin bulunduğu bol yerleştikleri sanılmaktadır. Sivas şehrinin kuruluş yeri ve tarihi bilinmemektedir. Şehrin ilk kuruluş yerinin Sivas'ın 16 km. doğusunda Kızıl Gavras Köyü'nde olduğu şeklindeki bir bilgi1 doğrulanamamakta, bu kuruluş mevkiinin bugünkü Sivas şehir merkezinde olduğu hususu, daha doğru bir görüş olarak kabul edilmektedir.2 Bu yöredeki kazılarda bulunan eşyalar, Sivas şehrinin varlığının taş ve bronz çağlarına kadar uzandığım göstermektedir. Yine bu kazılara göre Sivas'ın Hitit hakimiyeti altında bulunduğu anlaşılıyor. Bu sebeple Sivas'ın tarihî gelişiminin Roma devri öncesinde Protohititlere kadar uzandığı söylenebilir.34 Gerek şehir merkezinde ve gerekse yakın yörelerde, ilçelerde ve bağlı köylerde rastlanan buluntulardan, ilk çağlarda buralarda yerleşim merkezterinin kurulmuş olduğuna dair bir çok kalıntılara rastlanmaktadır. Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir. Merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Anadolu'da devlet kurdukları bilinen ilk millet Hititlerdir. Hititler, doğudan gelerek Anadolu'ya yerleşmiş olan Ari ırklardan biri idi. Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 li yıllardan öncedir. Sivas’ın tarihi, Hititler’den önce gelen, fakat bu kavimle aynı olan kimi kaynaklarca Prtotohititler olarak adlandırılan Ön Hititler ile başlamaktadır. Tarihi kayıtlara göre Orta Asya kökenli oldukları ileri sürülen Ön Sümerler (Subarlar) ve Sümerler, Neolitik çağda Fırat'ın yukarı kısımlarına kadar hakim olmuşlardı. Anadolu'ya gelen Proto Hititler île birlikte Hititler'in kurduğu ilk büyük devlet ve medeniyete öncülük etti. Sümer împaratorluğu'nun yıkılışından bir süre sonra Orta Anadolu'da Hitit Devleti teşekküle başladı. Hititler'den daha önceki tarihlerden başlamak üzere Doğu ve Güneydoğu bölgesi, bilinen ilk tarihi itibariyle, güneyden gelen Sami asıllı kütlelerin akınlanna maruz kaldığı gibi, Hititler zamanında da Keldani kavimlerinden oluşan bazı koloniler varlıklarını devam ettirdiler. Ancak bunların varlığı devamlı bir hakimiyet tesisiyle neticelenmedi. M.Ö. 2. bin başlarına tarihlenebilen bir sap delikli balta, Hi¬tit İmparatorluk çağına tarihlenen dört kol¬cuklu balta ile M.Ö. 2. bin sonlarına ait Luristan kökenli merasim baltası, Şarkışla definesinde olduğu gibi, yörenin M.Ö. 2. bin madenciliğindeki yerini bir kez daha ortaya koymaktadır. Yörenin Hitit İmparatorluk çağına ait önemli merkezleri bulunduğuna işaret eden, Hitit devle¬tinde önemli bir mevki olan sâkîliğe yüksel¬miş bir sahsa aittir. Sivas'ın Kelkit vadisinin geçtiği ku¬zey yörelerinden getirilmiş olan bir grup mahmuzlu tunç oku cu da M.Ö. 6.-7. yüzyıllarda bu yörenin yüzey Karadeniz step kavimlerine de ev sahipliği yapmış olabileceğini ortaya koymaktadır. Sivas yöresinin kültürel geçmişine ilişkin araştırmaların sınırlı sayıda olmaları¬na karşın yörenin Neolitik dönemlerden iti¬baren iskan edildiği ve bazı dönemlerde si¬yasi açıdan önem kazandığı anlaşılmakta¬dır. Coğrafi yapısı gereği Sivas yöresi Orta Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz böl¬geleri arasında yer alması nedeniyle, üç coğrafyanın geçiş bölgesi konumunda bu¬lunmaktadır. Doğuda Yukan Fırat havzası¬na kadar uzanan ve Yukan Kızılırmak hav¬zasını kapsayan Sivas ili, arkeoloji literatü¬ründe "Doğu Kapadokya" olarak da ad¬landırılmaktadır. İlin kuzey bölümünden geçen Kelkit vadisi de İç Karadeniz Bölge¬sine girer. Hafik ilçesi Sofular Köyünün Kuzey tarafındaki Zölük Mevkiindeki Gavurtepesi olarak bilinen tepenin üzerinde Zölük mevkiindeki yerleşim yeridir.Üzerinde bulunduğu tepenin kuzey ve batı kısımları dik yamaçlı olup yerleşim güney ve güneydoğu ile tepe kısmındadır. Yüzeyden toplanan el yapımı ,perdahlı, astarlı basit ağızlı kaideli özellikteki ve formdaki seramikten yerleşimin Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı’na ait olduğu anlaşılmaktadır.. Gürün ilçesi Göbekören Köyünün kuzeyinde olup köy evlerine yakındır.Yaklaşık 9 m. Yüksekliğinde ve 2 kademeli olarak 100 m. civarında bir uzunluğa sahiptir. M.Ö. 3.2.1. bin ve daha sonra Ortaçağa kadar uzanan bir dönemde iskan görmüştür. Sarıca Köyünün yaklaşık 5 km. Kuzeybatısında yeralan Külhöyük 9m. Yükseklikte ve büyük ölçekli bir höyüktür. Etrafı tarım arazileri ile çevrilidir. KülHöyük 3000-1000. yıllarında ve Helenistik, Roma ve Bizans devirlerinde iskan görmüştür. Yukarı Sazcağız (Çamlıca) Köyü Aratma Tepesinde bulunan 22 M. Taban çapında olan tümülüs irili ufaklı taşların yığılması ile meydana getirilmiştir. Yılanhöyük Köyü içerisinde, köy evlerinin kuzeybatısındadır.Yuvarlak tabanlı olup konik şekilde yaklaşık 15 m. Yükselmektedir. Üst kısmın kuzey tarafından önemli ölçüde toprak alınarak tahribat yapılmıştır. M.Ö:3000-2000 ve Helenistik – Roma dönemlerinde iskan görmüştür. Taşlı hüyük Köy yerleşiminin doğusunda kayalıklı doğal tepe üzerinde taş höyük (Küçük çaplı bir höyüktür. Yanında bir su kaynağı mevcuttur) M.Ö. 3000 yıllarında ve Orta Çağda iskan yerleridir. Yazyurdu Bucak merkezinde yer alan evlerin doğusundaki tümülüs, Gürün- Kayseri Karayolunun batısında doğal bir tepe üzerindedir. Bizans döneminde yerleşim görmüştür. Yenibektaşlı köyünün 2,5 Km.kuzeydoğusunda Kürkçü köyüne giden yolun hemen kenarındadır. Kale, etrafı tarım arazileri ile çevrili doğal bir tepe üzerindedir. Tepe üzerinde kale mimarisine ait temel kalıntıları izlenebilmektedir. Roma ve Orta çağ dönemlerinde iskan görmüştür. Beypınarı köyünün güneybatısındaki doğal kayalıklı tepe üzerinde kurulmuştur. M.Ö. 2000 li yıllarda ve Orta Çağda iskan görmüştür. Kervanmağara köyündeki Kaya Mağaraları ve Höyük, Mağara Köyüne giden yolun batısındadır. Köyün 200 M. Kadar güneyinde yoldan itibaren dik olarak yükselen 20-25 M.Ö. yükseklikteki kayalığın güneydoğu kısmındadır. Kayalar oyularak yapılan yerleşmenin dışında ayrıca höyük yerleşimi de vardır. M.Ö. 3000 ve Roma döneminde iskan görmüştür. İncesu Höyüğü: Köyünün doğusunda Gürün-Kayseri asfaltına dik olarak uzanan doğal bir tepe üzerindedir.Güneyde alçalan tepe kuzey uçta daha yüksek olup üzeri düzdür. Ortaçağda iskan görmüştür. Höyüklüyurt Köyünün içerisinde yaklaşık 20 m. Yükseklikte kayalık bir doğal tepe üzerindedir.Küçük çaplıdır.Kuzey kısmı tamamen kayalıktır. Geniş ovaya hakim olan bu kayalığın eteklerinde yerleşim kurulmuştur.Ortaçağda iskan görmüştür. Davulhöyük yassı bir doğal kayalık üzerinde ve kayalığın kuzey ucunda yer almaktadır. Höyüğün bulunduğu tepenin doğusunda Davulhöyük köyü mevcut olup diğer kesimlerinde tarımsal arazi mera ve hali arazi yeralır. Helenistik ve Roma çağında iskan görmüştür. Göbekören Köyü kalesi, Köyün kuzeyinde olup köy evlerine yakındır.Yaklaşık 9 m. Yüksekliğinde ve 2 kademeli olarak 100 m. civarında bir uzunluğa sahiptir. M.Ö. 3.2.1. bin ve daha sonra Ortaçağa kadar uzanan bir dönemde iskan görmüştür. Böğrüdelik köyünde Sivas Gürün asfaltının 200 m batısında köyün 3 Km. güneyinde yeralan höyük, Tahribat yoktur. Altınyayla ilçesi Başören köyünün doğu yönünde kuşaklı mezrasının kuzeyinde yeralan höyük, Çevresini oluşturan surdan dolayı kuşaklı olarak isimlendirilmiş büyük bir yerleşim yeridir. 1993 yılından itibaren ilmi kazılar devam etmektedir.Kazılar sonucu höyüğün Hitit İmpatorluk döneminde ve 1. binde iskan gördüğü ortaya çıkmıştır. Altınyayla ilçesi Başören köyünün 2 km. Batısında bölüşük deresinin oluşturduğu derenin kenarında yer alan Külhüyük, Etrafı tarım arazisi ile çevrilidir.Yaklaşık 10x 50 m. .boyutlarında olup geç Kalkolitik , E.T.Ç. ve Geç Tunç çağı ve Helenistik dönemde iskan görmüştür. Altınyayla ilçesinin Başören köyü Akkuzulu mezrası ve halen arkeolojik kazıların sürdüğü kuşaklı höyüğünün güneyinde, Hitit barajı ve Açıkhava tapınağı yer almaktadır. mezra yaklaşık 1,5 Km. uzaklıktadır. Kuşaklı höyüğünün içme suyunun karşılandığı ve dinsel ayinlerin yapıldığı bir alandır.Güney kısmı kayalık ve dik yamaçlardan oluşan bir düzlükte taşlarla set yapılarak gölet oluşturulmuştur.Göletin batı tarafında Hitit yazılı metinlerinde geçen “Huwaşi Taşı” nın bulunduğu tapınma alanının mimari öğeleri , kuzeyde suyun tahliye edildiği taştan örülen kanallar , doğu ve batı yönde bazı mimari kalıntıların izleri görülür.Kuşaklı Hitit Kral’ının burada bazı dini törenlere katıldığı Hitit Yazılı metinlerinden anlaşılmaktadır. Gün, sadece bugün değildir. Bugünün dünü vardır; yarını da olacaktır. Zaman denilen mevhum, üç gündür. Dün, bugün ve yarın. Dünün değerleri, bugünün birikimleridir. Gelecek, ancak geçmişin ölçüleri üzerinden şekillendirilebilir. Geçmişin kriterleri geleceğin karizmasını doğuracaktır. İlimiz Altınyayla ilçesi Başören Köyünde bulunan ve Kuşaklı Örenyeri olarak Bilinen "Sarissa" şehri dünya tarihinde 4 Büyük İmparatorluk kuran Hititlerin önemli şehirlerinden biridir. Dünyanın devletler arası ilk antlaşması olan ve Mısırlılarla Hititler arasında yapılan Kadeş Savaşı ( M.Ö. 1285 ) sonucu yapılan antlaşmada Sarissa'nın Fırtına Tanrısının şahitliğinden söz edilmektedir. M.Ö. 1500 ve 1400’lü yıllarda önemli bir yerleşim merkezi olan ve Hitit Krallarının Başkentleri Boğazköyden gelerek yazlık çalışmalarını yürüttükleri Kuşaklı Yerleşimi, yurdumuzda tablet buluntusu veren 5. merkezdir. Hitit yazılı metni olan tabletlerin 6. merkezi de ilimiz Yıldızeli ilçesi Kayalıpınar Köyündeki " Harabe" ören yeridir. 1650 metre yüksekliğinde bulunan Sarissa şehri 1950 adımlık sur kalıntıları ile önemli bir yerleşim yeridir. Şehre giriş, sur üzerinde bulunan 4 kapıdan sağlanmaktadır. 1993 yılında Sivas Müze Müdürlüğü adına başlatılan arkeolojik kazılar 1994 yılından itibaren Almanya Marburg Üniversitesi adına Prof. Dr. Andreas Müller KARPE Başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülmektedir. 10 yıldır yapılan kazılarda şimdiye kadar bilinen en büyük Hitit Tapınaklarından C binası ile Kralın Sarayı ve şehrin güney ve kuzeybatı sur kapıları ortaya çıkarılmıştır. C Binasında restorasyon çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin kuzeybatı sur kapısı altında yer alan savunma ve sulama arnaçiı Hitit Barajı duvarlarının açığa çıkarılması ve şehrin tepe noktasında yer alan türnülüsteki kazılar 2003 yılında yapılmış durumdadır. 10 yıldır yapılan kazılarda ele geçen Hitit İmparatorluk dönemi Kültür Varlıkları Müze Müdürlüğümüzde koruma altına alınmaktadır. Bunlardan en önemlisi olan Çiftbaşh Boğanın (Adakkabı-Riton) bir örneği de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bulunmaktadır. Sarissa şehrinin içme ve kullanma suyunu sağlayan ve Büyük İmparatorluk döneminde (M.Ö.1500-1400) yapılmış olan Suppjtassu Gölü(Gölgediği) şehrin yaklaşık 2 Km güneyindeki Kulmaç Dağları eteğinde yer almakta olup, Hitit Krallarının Başkentleri olan Çorum ilindeki Boğazköyden buraya geldiklerinde yapmış oldukları dini seremonilerde ve Fırtına Tanrısı ile özleşmiş kutsal bir alandır. Hitit yazılı metinlerinde geçen kutsal Huvaşi Taşı' da bu alanda yer almaktadır. Sivas şehir merkezinden hava limanına giden yol üzerinde jipsli doğal tepe üzerinde yer alan Huykesenhüyüğü, Çelebiler Köyü’nün doğusundadır.Höyüğün doğu yönünde kaçak kazıcılar tarafından bir yarma açılmıştır. Küçük çaplı bir höyük olup E.T.1 .Bin ,Helenistik ,Roma ve Ortaçağ’da iskan görmüştür. Sivas merkez Tatlıcak Köyü’nün 3.km batısında yer almakta ve yaklaşık 25 m.yüksekliğindeki Tatlıcak höyüğü, Doğusunda Kovalıdere batısından ise Hanönü Dereleri akmaktadır. Etrafı tarım arazileri ile çevrili höyüğün, güney ve doğu kısımlarından çok miktarda toprak alınmıştır. Eski Tunç ve Hitit dönemlerinde iskan görmüştür. Sivas, Merkez,Tuzlahan Köyü’nün kuzeybatısındaki Tuzla Deresi’nin kenarında yer alan Kültepe höyüğü Ali Ağ tepesi mevkiindedir. uUaşım; Tuzlahan Köyü’nün içinden , kenarında bulunduğu Tuzla Deresi takip edilerek sağlanmaktadır.Yerleşim yeri konum olarak yüksek bir alandaki doğal tepenin güney, batı ve tepe kısmındadır.Höyük küçük çaplı olup, yüzeyde yapılan inceleme ve toplanan “Maltepe Boyalısı” seramikten yerleşimin E. T. Ç. ve son evresi olan E.T.Ç. II’den III’e geçişi gösteren dönemde olduğu anlaşılmaktadır.Höyük üzerinde küçük çapta kaçak kazı olduğu tespit edilmiştir.Yerleşimin üzerinde kurulduğu tepenin doğu yamacı kenarında bulunduğu dereye dik yamaçlıdır. Sivas Merkez Doğanca Köyü hudutların dahilindedir. Kale boynu tepesi üzerindeki tümülüs ve yerleşim yeri üç tarafı (Güney, Kuzey, Doğu) dik yamaçlı olmakla savunma amaçlı kullanıma elverişlidir.Kale boynu yerleşim yerinin E.T.çağında iskan görmesi doğu yöndeki ovanın tarım arazisi olması, Roma veya Ortaçağda ise kale konumunun olması üzerinde kurulduğu tepenin savunmaya uygun bir toporafya göstermesindendir. Sivas Merkez Sivas- Kayseri Karayolunun güneyinde 100 m.mesafedeki hüyük, Köy yolu sapağının 100.m. batısında yaklaşık 10.m.yükseklikte olup,etrafı tarım arazileri ile çevrilidir.Eski Tunç devrinde iskan görmüştür. Sivas Merkez Karapınar köyü hüyüğü, Eski Sivas- Kayseri yolu güzergahı üzerinde Deretarla mevkiindedir.12 m.yüksekliğinde küçük bir höyüktür.Kuzey yamaçta pur kayalar vardır.Çevresi tarım arazisi ve çayırlarla çevrilidir.Eski Tunç ve Hitit dönemlerinde iskan görmüştür. Sivas Merkez Karapınar köyünün Eski Sivas- Kayseri yolu güzergahı üzerinde , Deretarla mevkiinde yolun 50.m kuzeyinde yer aan hüyük Tepe doğal oluşum neticesi olup doğu-batı istikametinde uzanır.Kuzey yamaç dik ve pur kayalıktır. Diğer kesimleride meyilli olarak alçalır, araziye karışır. Kuzeyinde Kirişoğlu Deresi ve Küçük Eyrek Höyüğü bulunur.seramik buluntularına göre eski Tunç ve Hitit dönemlerinde iskan görmüştür. Sivas Merkez Karalar Köyü’nün 2 km.doğusunda yer alır.Ulaşım ham bir yol ile sağlanır.Dört yönden dik olarak yükselen bir tepe üzerinde yine dik olarak yükselen kayalıklardan oluşur.Etrafındaki tüm bölgeye hakim vaziyettedir.Ana yerleşme bu kayalık kısımda ve doğu yöndedir.Savunması kolaydır.Yüzey buluntularına göre Hitit ve Hitit öncesi yerleşim gözlenmektedir. Karayün Bucak merkezinin 500 m. Kadar güneyinde yeralır. Höyüğün güneyinde su kaynağı güney batısında stabilize köy yolu , kuzey yönde arazi yolu , doğu yönde ise çayırlık arazi mevcuttur.Yaklaşık 20x200 m. Ebatlarında olup,kuzey kısmında toprak alımı , batı kısmında yol yapımı nedeniyle tahribat vardır.M.Ö. 3.-2.-1.- binde iskan görmüştür. Sivas Merkez Yakupoğlan Köyünün güney- doğusunda köyün kuş uçumu 1 km.batı eteklerinde Yıldız Deresi geçiyor.Kuzeybatısında köyden sonra Yıldız Dağı yükseliyor.Doğal tepe dik yamaçlı tepenin en üst kısmı kayalık, kayalığın kuzey kısmında kazı ve geniş tahribat var. Teraslar halinde inen yamaçlarda kayalıktan başlayarak yerleşim izleri görülüyor.Konum olarak Kayalı Göl Vadisine hakimdir.Yüzeyden toplanan seramik parçaları itibariyle Kalkolitik, E.T.Ç.1.Bin = Roma dönemlerinde iskan gördüğü anlaşılmıştır. Ulaş ilçesi Kovalı Köyü’ne yaklaşık 1,5- 2 km. kuzeyinde Ali (Ağ) Tepesi mevkiinde doğal tepe üzerinde bir höyük yerleşimidir. Üzerinde kurulduğu doğal tepelik kuzey-güney ve doğu yönde dik yamaçlı olup, güneybatı yönü küçük bir eğimle düz bir alana açılmaktadır. Yüzeyden toplanan seramikten iskanın M.Ö. III. Binde olduğu anlaşılmaktadır. Sivas şehir merkezinden hava limanına giden yol üzerinde jipsli doğal tepe üzerinde yer alan Huykesen hüyüğü, Çelebiler Köyü’nün doğusundadır.Höyüğün doğu yönünde kaçak kazıcılar tarafından bir yarma açılmıştır. Küçük çaplı bir höyük olup Eski Tunç Çağı.1 .Bin ,Helenistik ,Roma ve Ortaçağ’da iskan görmüştür. Sivas Merkez Tatlıcak Köyü’nün 3.km batısında yer almakta ve yaklaşık 25 m.yüksekliğindedir. Doğusunda Kovalıdere batısından ise Hanönü Dereleri akmaktadır .Etrafı tarım arazileri ile çevrili höyüğün, güney ve doğu kısımlarından çok miktarda toprak alınmıştır. Eski Tunç ve Hitit dönemlerinde iskan görmüştür. Sivas Merkez Tuzlahan Köyü’nün kuzeybatısındaki Tuzla Deresi’nin kanarında yer almakta olup ulaşım; Tuzlahan Köyü’nün içinden , kenarında bulunduğu Tuzla Deresi takip edilerek sağlanmaktadır.Yerleşim yeri konum olarak yüksek bir alandaki doğal tepenin güney, batı ve tepe kısmındadır.Höyük küçük çaplı olup, yüzeyde yapılan inceleme ve toplanan “Maltepe Boyalısı” seramikten yerleşimin E. T. Ç. ve son evresi olan E.T.Ç. II’den III’e geçişi gösteren dönemde olduğu anlaşılmaktadır.Höyük üzerinde küçük çapta kaçak kazı olduğu tespit edilmiştir.Yerleşimin üzerinde kurulduğu tepenin doğu yamacı kenarında bulunduğu dereye dik yamaçlıdır. Sivas Merkez (Seyfik) Doğanca Köyü hudutların dahilindedir. Kale boynu tepesi üzerindeki hüyük ve yerleşim yeri üç tarafı (Güney, Kuzey, Doğu) dik yamaçlı olmakla savunma amaçlı kullanıma elverişlidir.Kale boynu yerleşim yerinin E.T.çağında iskan görmesi doğu yöndeki ovanın tarım arazisi olması, Roma veya Ortaçağda ise kale konumunun olması üzerinde kurulduğu tepenin savunmaya uygun bir toporafya göstermesindendir. Sivas Merkez Karapınar köyü Küçükeyrek Hüyüğü, Eski Sivas- Kayseri yolu güzergahı üzerinde Deretarla mevkiindedir.12 m.yüksekliğinde küçük bir höyüktür.Kuzey yamaçta pur kayalar vardır.Çevresi tarım arazisi ve çayırlarla çevrilidir.Eski Tunç ve Hitit dönemlerinde iskan görmüştür. Sivas Merkez Kabasakal köyü Hüyüğü, Höyük Kabasakal Köyünün 1.km Kuzey doğunda Kavlak Deresinin aktığı ve küçük bir vadi oluşturduğu alanda uzanan tabi kayalalıklar üzerinde bulunmaktadır.Batısı höyükten daha yüksek ve dik jips kayalıklarla kaplıdır.Höyük yanına kadar ulaşım mevcuttur.Kuzey bat yönde toprak alınarak tahribat yapılmıştır.3.-2.-1. Bin Helenistik ve Klasik devirde iskan görmüştür. Argas Höyük Yıldızeli ilçesinin yaklaşık 3 km. batısında, Artova (Tokat) nın devamı olan geniş düzlükte, Ağıllar köyü yanında yer alır. Kuzeyde Çekerek suyu, güneyde Kızılırmak ile çevrilen bölge, sahip olduğu konumu itibariyle büyük yerleşim alanı özelliğine sahip bulunmaktadır. BU yüzden bölge Antik dönemlerde yerleşme alanı olarak kullanılmıştır. Sivas-Samsun kervan yolunun üzerinde yer alması da bunda öenmli bir etkendir. Argsa höyük, yaklaşık 10 metre yükseklikte, 150-200 metre genişlikte büyük bir alanı kaplamaktadır. Argas höyükteki yerleşim alanının Antik çağlara eşitlenmesi bölgenin bu çağlarda yerleşmelere sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Höyük ve çevresinde rastlanan seramik parçalarından yapılan analiz ve incelemelerden bölgenin Kalkolotik çağdan itibaren yerleşim alanı olarak kullanılmış olduğu anlaşılmıştır. Antik dönemde bu bölge “Pala” olarak adlandırılmakta ve Durmitta ve Ellurya dağları arasında (bugünkü Hanzir dağı ile Yıldızeli) arasında yer almaktadır. Pala isimine, I.Hattuşuli’nin “Komutanlar Listesi” ve Murşili’nin anallerinde (yıllık) rastlamaktayız. Bölge, I. Attuşuli zamanında Büyük hatti Krallığına bağlı bulunuyordu. Argas Höyükte bulunan ve Milattan Önce Frig 200 lü yıllarda, Avrupa ve Balkanlar üzerinden elen kavimlerin göçleriyle Anadolu’yu istila eden kavimlerin izlerini taşıyan seramik parçalarına astlanmaktadır. Argas höyük yakınında yer alan, Kayapınar, Maltepe, Maşathöyük, Bolus (Aktepe) gibi yerler de bu dönemde yerleşim alanları olmuşlardır. Bölge, M.Ö: VII.Yüzyıllarda doğudan gelen be Kızılırmak havzalarına akınlar düzenleyen Kimmer-İskit grupların bir ara yerleşim alanı olarak sahne olduğu burada rastlananmıştır. Argas höyükte rastlanan pişmiş topraktan yapılmış kapların hepsi de çarktan şekillendirilmiş, kırmızı topraktan yapılmışlardır. Bu kapların üzerleri astarlı ve perdahlıdır. Argas höyük seramiklerinde de diğer Frig yerleşim alanlarından rastlanan özelliklere sahip bulunmaktadır. Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı yerleşimlerinin genellikle küçük boyutlu oldukları, Orta ve Geç Tunç çağlarında yerleşimlerin büyüdüğü belirlenmiştir. [11] Kalkolitik Çağda sadece plato kenarlarına, Eski Tunç Çağında ise plato kenarlarına ve ovalara; Orta Tunç Çağında yamaçlara ve vadilere, Geç Tunç Çağında genellikle platoların orta sekilerine; Demir Çağında çoğunlukla yamaçlara, kısmen de ovalara; Helenistik, Roma ve Bizans çağlannda ise çoğunlukla vadilerin orta ve alt sekilerine, kısmen de stratejik tepelere yerleşilmiştir. Kızılırmak'ın Şarkışla kesimindeki vadi alt seki, yamaçlardaki .2-3 teraslı orta sekiler ve plato kenarlarındaki üst sekilerden oluşmaktadır. Üst sekilerde Kalkolitik, 4 Demir Çağı, 8 Helenistik, Roma ve Bizans yerleşimi; orta sekilerde 3 Demir Çağı, 3 Orta Tunç Çağı ve 29 Helenistik-Roma-Bizans yerleşimi; orta sekilerin alt kesimleri ile alt sekilerin üst yamaçlarındaki 20 Helenistik, Roma ve Bizans yerleşimi saptanmıştır. Bu durum Kızılırmak'ın orta sekilerinin MÖ. 4. binyil ve öncesinde yerleşime müsait olmadığım, bu kesimlerde MÖ. 2. binyildan itibaren, alt sekilerde ise Helenistik Çağdan itibaren yerleşildiğini göstermektedir: Onbir köyde gerçekleştirilen sosyal antropolojik araştırmalar, günümüzde hızla değişime uğrayan otantik köy yaşantısının tespitini hedeflemiştir. Köylerin konumları, bulundukları yükselti, nüfus, köyün tarım alanının genişliği, geçim kaynaklarına ağırlık verilen yön (tarım ya da hayvancılık), beslenme alışkanlıkları, üretimde kullanılan eski ve modern yöntemler, aletler, mimarî unsurlar v.b. bilgiler alınarak, köylerin ekonomisi, materyal kültür kalıntıları ve yerleşim örüntüsüne ilişkin sonuçlar çıkarılmaya çalışılmıştır. [12]Boyunbaba Tepesi (Tekke): Buğdayören'in 3 km. güneyinde, Kıldır'ın 1 doğusunda Helenistik ve Roma tepe yerleşimidir. Kalkolitik Çağda sadece plato kenarlarına, Eski Tunç Çağında ise plato kenarlarına ve ovalara; Orta Tunç Çağında yamaçlara ve vadilere, Geç Tunç Çağında genellikle plato¬ların orta sekilerine; Demir Çağında çoğunlukla yamaçlara, kısmen de ovalaras; Hele¬nistik, Roma ve Bizans çağlarında ise çoğunlukla vadilerin orta ve alt sekilerine, kıs¬men de stratejik tepelere yerleşilmiştir. Kızılırmak'ın Şarkışla kesimindeki vadi alt seki, yamaçlardaki 2-3 teraslı orta sekiler ve plato kenarlarındaki üst sekilerden oluşmaktadır. (Çizim: 4). Üst sekilerde 13 Kalkolitik, 4 Demir Çağı, 8 Helenistik, Roma ve Bizans yerleşimi; orta sekilerde 3 Demir Çağı, 3 Orta Tunç Çağı ve 29 Helenistik-Roma-Bizans yerleşimi; orta sekilerin alt ke¬simleri ile alt sekilerin üst yamaçlarındaki 20 Helenistik, Roma ve Bizans yerleşimi sap¬tanmıştır. Bu durum Kızılırmak'ın orta sekilerinin MÖ. 4. bin yıl ve öncesinde yerleşime müsait olmadığını, bu kesimlerde MÖ. 2. bin yildan itibaren, alt sekilerde ise Helenistik Çağdan itibaren yerleşildiğini göstermektedir: Yıldızeli ilçesi ve köylerinde gerçekleştirilen sosyal antropolojik araştırmalar, günümüzde hızla değişime uğrayan otantik köy yaşantısının tespitini hedeflemiştir. Köylerin konumları, bulundukları yükselti, nüfus, köyün tarım alanının genişliği, geçim kaynaklarına ağırlık verilen yön (tarım ya da hayvancılık), beslenme alışkanlıkları, üretimde kullanılan eski ve modern yöntemler, aletler, mimarî unsurlar v.b. bilgiler alınarak, köylerin ekonomisi, materyal kültür kalıntıları ve yerleşim örüntüsüne ilişkin sonuçlar çıkarılmaya çalışılmıştır [13]. Ağır¬lık noktasını Kızılırmak'ın kuzeyindeki, Kadıraközü Vadisi ile Yıldız Irmağı arasında kalan bölümün oluşturduğu yüzey araştırmalarız sırasında talî vadiler ile plato kenarları yoğun olarak taranmış ve aşağıda dökümü verilen (Bakınız: Harita)3 toplam 108 höyük, kale, düz yerleşim, mezar, mezarlık ve tümülüs be¬lirlenmiştir. Bu yıl incelenen merkezlerle birlikte, 1992 yılından itibaren sürdü¬rülen yüzey araştırmaları sırasında incelenen toplam merkez sayışı 328'e ulaşmıştır. Sivas ve çevresi ile ilgili yazılan kitaplarda, İlçenin Kalkolitik Devir’den itibaren, Eski Tunç, Orta Tunç, Hitit, Frig, Med ve Pers dönemleri, Makedonya Krallığı ve Hellenistik dönem, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan bir tarih sürecinde Orta ve Doğu Anadolu’nun bir geçiş bölgesi olarak sürekli iskana tabi olduğu anlaşılmaktadır. Argas Höyük Yıldızeli ilçesinin yaklaşık 3 km. batısında, Artova (Tokat) nın devamı olan geniş düzlükte, Ağıllar köyü yanında yer alır. Kuzeyde Çekerek suyu, güneyde Kızılırmak ile çevrilen bölge, sahip olduğu konumu itibariyle büyük yerleşim alanı özelliğine sahip bulunmaktadır. BU yüzden bölge Antik dönemlerde yerleşme alanı olarak kullanılmıştır. Sivas-Samsun kervan yolunun üzerinde yer alması da bunda öenmli bir etkendir. Argsa höyük, yaklaşık 10 metre yükseklikte, 150-200 metre genişlikte büyük bir alanı kaplamaktadır. Argas höyükteki yerleşim alanının Antik çağlara eşitlenmesi bölgenin bu çağlarda yerleşmelere sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Höyük ve çevresinde rastlanan seramik parçalarından yapılan analiz ve incelemelerden bölgenin Kalkolotik çağdan itibaren yerleşim alanı olarak kullanılmış olduğu anlaşılmıştır. Antik dönemde bu bölge “Pala” olarak adlandırılmakta ve Durmitta ve Ellurya dağları arasında (bugünkü Hanzir dağı ile Yıldızeli) arasında yer almaktadır.Pala isimine, I.Hattuşuli’nin “Komutanlar Listesi” ve Murşili’nin anellerinde (yıllık) rastlamaktayız. Bölge, I. Attuşuli zamanında Büyük hatti Krallığına bağlı bulunuyordu. Argas Höyükte bulunan ve Milattan Önce Frig 200 lü yıllarda, Avrupa ve Balkanlar üzerinden elen kavimlerin göçleriyle Anadolu’yu istila eden kavimlerin izlerini taşıyan seramik parçalarına astlanmaktadır. Argas höyük yakınında yer alan, kayapınar, Maltepe, Maşathöyük, Bolus (Aktepe) gibi yerler de bu dönemde yerleşim alanları olmuşlardır. Bölge, M.Ö: VII.Yüzyıllarda doğudan gelen be Kızılırmak havzalarına akınlar düzenleyen Kimmer-İskit grupların bir ara yerleşim alanı olarak sahne olduğu burada rastlananmıştır. Argas höyükte rastlanan pişmiş topraktan yapılmış kapların hepsi de çarktan şekillendirilmiş, kırmızı topraktan yapılmışlardır. Bu kapların üzerleri astarlı ve perdahlıdır. Argas höyük seramiklerinde de diğer Frig yerleşim alanlarından rastlanan özelliklere sahip bulunmaktadır. [14] Yıldızeli, antik dönemde bugünkü yerleşim verinin yakınlarında Siera" adıyla kurulan bir yerleşim birimidir.141 Antik dönemde ve özellik¬le Orta Çağ savaşları sırasında, şehir stratejik konumu itibarıyla büyük öneme sahiptir; stratejik konumu, anayollar kavşağında olmasındandır. Yıldızeli’ni de içine alan Sivas bölgesinin tarihine ışık tutacak olan arkeolojik çalışmalar 1927 yılından itibaren başlamıştır. İlçemiz sınırları içerisinde tespit edilmiş ve halen tespitleri devam eden birçok yerleşim yeri mevcuttur. Bu çalışmalar genelde yüzey araştırmaları ve tespit şeklinde olsa da, buluntular bölgenin tarihi hakkında önemli ipuçları vermektedir. İlçemiz Şeyhhalil Belde’si, Buğdaycık Tepe Yerleşimi, Menteşe Höyüğü, Kayalıpınar Höyüğü v.s. Kalkolitik Devir’de (Bakırtaş) (M.Ö.4500) iskan görmüştür. Yı1dıze1i’nin Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinin bir geçiş noktası olması, elverişli tarım arazileri, akarsuları ve ticaret yolları üzerinde yer alması sebebi ile ilkçağlardan itibaren bir iskan bölgesi olmuştur. [15] Bölge, M.Ö: VII.Yüzyıllarda doğudan gelen be Kızılırmak havzalarına akınlar düzenleyen Kimmer-İskit grupların bir ara yerleşim alanı olarak sahne olduğu burada rastlanmıştır. Argas höyükte rastlanan pişmiş topraktan yapılmış kapların hepsi de çarktan şekillendirilmiş, kırmızı topraktan yapılmışlardır. Bu kapların üzerleri astarlı ve perdahlıdır. Argas höyük seramiklerinde de diğer Frig yerleşim alanlarından rastlanan özelliklere sahip bulunmaktadır. [16] Yıldızeli ilçesi Bakırcıoğlu köyü mermerocakları, Ilıca köyü kaplıcaları, Navruz köyü mermer ocakları, Yoklaya köyü kevgirbaba ziayareti bu döneme ait izleri taşmaktadırlar… MEHMET ALİ ÖZ |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| SİVAS CAMİLERİ-1 | vuslataozlem | 13 | 210 |
10-05-2008 01:39 AM Son Mesaj: mrymu58 |
|
| SİVAS ın uydudan görüntüsü | metex | 15 | 927 |
10-05-2008 01:35 AM Son Mesaj: mrymu58 |
|
| SİVAS CAMİLERİ-3 | vuslataozlem | 9 | 146 |
09-13-2008 02:26 PM Son Mesaj: kangallı58 |
|
| SİVAS CAMİLERİ-2 | vuslataozlem | 4 | 100 |
09-13-2008 01:49 PM Son Mesaj: Güneş |
|
| SİVAS İLİ BELEDİYE BELGELİ KONAKLAMA TESİSLERİ | vuslataozlem | 2 | 96 |
09-11-2008 02:00 PM Son Mesaj: vuslataozlem |
|
| SİVAS KONAKLAMA | vuslataozlem | 2 | 75 |
09-11-2008 01:27 PM Son Mesaj: vuslataozlem |
|
| Milli Mücadelede SİVAS | foruMeleği | 2 | 156 |
07-09-2008 05:51 PM Son Mesaj: foruMeleği |
|
| SİVAS... | AngeL | 20 | 260 |
06-22-2008 03:46 PM Son Mesaj: AngeL |
|
| SİVAS İÇİN DÜŞÜNCELER | mustikonak | 21 | 498 |
06-06-2008 11:14 PM Son Mesaj: foruMeleği |
|
| Sivasın Kültürel Kuruluşları | Nurullah_Ny | 0 | 239 |
04-18-2008 04:31 PM Son Mesaj: Nurullah_Ny |
|




