Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


İlim Öğrenmenin Fazileti
Yazar Mesaj
SABRİ KÖNTEK
Member
***


Mesajlar: 226
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 7
Mesaj: #1
İlim Öğrenmenin Fazileti

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür." (Zümer; 9)
Kesir bin Kays (R.A) şöyle anlatır: "Mescid-i Dimeşk'te Ebu Derda (R.A)'nın yanında oturuyordum. O sırada birisi geldi ve şöyle dedi:"Ya Ebu Derda, Hz. Peygamber (S.A.V) 'in Medine'sinden geldim. Sebebi senin Hz. Peygamber (S.A.V) 'den naklen anlattığın hadis-i şeriftir. Ben ticaret için ya da başka bir iş için gelmedim. Sadece bu hadis-i şerifi senden öğrenmeye geldim." dedi. Ebu Derda (R.A): "Demek sadece bunun için geldin." dedi.

Sonra şöyle anlattı: "Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurdu: "Bir kimse ilim öğrenmek için bir yola düşerse, Allah-u Zülcelal cennet yollarından birini ona kolaylaştırır. Melekler onun yaptığından hoşnut olurlar ve kanatlarını indirirler. Gökte ve yerde ne varsa, hatta su içindeki balıklar bile ilim talebesi için istiğfar ederler. Alimin abide nazaran üstünlüğü, mehtaplı gecede diğer yıldızlara nazaran ayın üstünlüğü gibidir. Alimler Peygamberlerin varisleridirler. Peygamberler ne altın, ne gümüş ne de para miras bıraktılar; onlar ancak ilmi miras bıraktılar. Bir kimse eğer bu ilmi alırsa bol nimete kavuşmuştur." (Ebu Davud, Tirmizi, Beyhaki)

Rivayet edildiğine göre bir gün Ebu Hureyre (R.A) Medine'nin çarşısına uğrayarak orada durup şöyle demiştir: "Ey pazarcılar! Ey alışveriş yapanlar! Nasibinizi almaya engel olan nedir?" Pazarcılar: "Nedir o nasip ya Ebu Hureyre?" dediler. Ebu Hureyre (R.A): "Resulullah (S.A.V) in mirası bölüşülüyor, siz hala buradasınız. Gidip hissenizi almak istemez misiniz?" dedi. Onlar: "O miras nerede?" diye sordular. Ebu Hureyre (R.A): "Mescidde!" dedi. Bunun üzerine pazarda bulunanlar koşarak mescide girdiler ve orada namaz kılan ,Kur’an okuyan kimseleri gördüler. Oradan dönmek üzere olan bu kişiler, Ebu Hureyre (R.A)'ın yanına gelerek: "Biz mescide gelip girdik, fakat orada bölüşülen hiçbir şey görmedik!" dediler. Ebu Hureyre radıyallahu anh onlara: "Mescidde hiç kimseyi görmediniz mi?" dedi. "Evet gördük. Bir gurup namaz kılıyor, bir grup Kur'an okuyor, diğer bir grup da haram ve helali tartışıyorlardı." dediler. Bunun üzerine Ebu Hureyre (R.A): "Yazıklar olsun size! İşte bu, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in mirasıdır." dedi. (Taberani)

Kabisate ibn-i Meharik radıyallahu anh şöyle rivayet etmiştir: "Bir gün ben Resulullah (S.A.V) 'in yanına geldim. Ve ona şöyle dedim: "Ya Resulallah! Yaşım çok ilerledi. Hatta yaşımın ziyadeliği sebebi ile kemiklerim dahi inceldi. Bana bir şey öğret ki kalan ömrümde onunla amel edeyim." Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) bana şöyle dedi:
"(İlimden bir şey talep etmek için yola çıkmak sebebi ile) Sen yolda gelirken geçtiğin bütün taş ve toprak, ağaç ve bitkiler senin için istiğfarda bulundular." (Ahmed bin Hanbel) Her insan için kendisine yetecek kadar ilim öğrenmesi farz-ı ayndır. İnsan bu ilimle nasıl namaz kılındığını, nasıl oruç tutulduğunu, ibadetlerini nasıl yapacağını öğrenir.
Bir de farz-ı kifaye ilmi vardır ki, bir beldede, bu ilmi bilen, bir kişi de olsa, o beldenin diğer insanları üzerinden bu zorunluluk düşer. Farz-ı ayn gibi herkesin öğrenmesi mecbur değildir.

Kısaca insan, hak yolunu ilimle buluyor. Bu konu da İbn-i Mes'ud şöyle anlatmıştır: Hz. Peygamber (S.A.V) 'in vefatı yaklaşınca, bütün ashab-ı kiramı topladı ve: "Sizlerden ayrılmak üzereyim." dedi. Bunu duyan bütün ashab-ı kiram feryat edip ağlamaya başladılar. "Sen bizim gözümüzün nuru idin, sen gittikten sonra ne yapacağız?" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) buyurdu ki: "Ben size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe şaşırmazsınız. Birisi Kur'an-ı Kerim, diğeri de sünnetimdir." (İmam Malik)

Bu hususta ilmi üç başlık altında toplamak mümkündür;

Birincisi: İtikat (inanç)'la ilgili olan ilimdir. İnsan her şeyden önce Allah'a ve Resulüne inandıktan sonra, Kur'an ve sünnette emir ve nehiylere inanması farzdır. Çünkü insan itikadını düzeltmediği zaman, Allah-u Zülcelal'in emrettiği veya yasak ettiği şeylerin bazılarını veya bir tanesini bile kabul etmediği zaman, imanı tam olmamıştır. Onun için önce imanını muhkem yapmalıdır.

İkincisi: Amel ile ilgili ilimdir; insan amel ile ilgili ilmi bilmediği zaman, yaptığı amel noksan, eksik oluyor. Böylece yaptığı amelin faydasını göremiyor. Örnek olarak; insan namaz kılmak için abdest alır, fakat abdestin farzlarını bilmezse o abdest olmaz. Sonra namaz kılsa, abdestsiz namaz olmadığı için namazı da boşa gidiyor. Bunun sonucunda da insan için en büyük makam, ebedi saadet olduğundan, insan bundan mahrum kalıyor. Çünkü insan için ilim ve ilme bağlı amel olmadığı takdirde, nimetlere ulaşmak mümkün değildir. Amellere de ancak amelin keyfiyetini bildiren ilim ile varılır.

Üçüncüsü: Terk edilmesi farz olan şeyleri bilmesi gerekmektedir. İnsan Allah-u Zülcelal'in yasak ettiği şeyleri bildiği gibi onlardan da sakınması, uzak durması gerekir. Zamanımızda bunları öğrenmek kolaylaşmıştır. Biz bu ahir zaman zordur diyoruz ama Allah-u Zülcelal bu ahir zamanda ilim bakımından çok kolaylık vermiştir. Geçmiş yıllarda Arapça dini kitaplar, Türkçe'ye çevrilmemişti. Bir insan dini bilgileri biraz elde edebilmek için 10-15 sene okuyor, Arapça öğreniyor ancak o zaman biraz bilgi elde edebiliyordu. Ama şimdi ise Allah-u Zülcelal kolaylık vermiş, bütün Arapça kitaplar, tefsir, hadis, fıkıh, tasavvuf kitapları Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu sayede herkes kendini yetiştirebilmektedir. Bu Allahu Zülcelal'in bize verdiği bir nimettir. Bunun yanısıra, alimlerden sorarak da ilim öğrenilebilir.

Netice olarak; her müslüman kendisini muhafaza edecek farz, vacib ve sünnetleri öğrenerek; yine kendisine zarar verecek haram, mekruh gibi nehiyleri öğrenerek kendisini muhafaza etmelidir. Denilmiştir ki; ilmin başı sükût, sonrası dinlemek, ondan sonrası hıfzetmek, en sonu da onunla amel etmektir. Bunları kendisi öğrendiği gibi, başkalarına öğretmek de bu işin sonudur.

Muaz Bin Cebel (R.A) şöyle demiştir: "İlmi öğrenin, zira Allah için öğrenmek, öğrenene Allah korkusu verir. İlmi talep etmek ibadettir. Muzakeresi tesbihtir. Araştırması en büyük cihaddır, ilmi bilmeyenlere öğretmek sadakaların en makbulüdür, ilmi ehline vermek ise, Allah'a en yaklaştırıcı bir davranıştır. Yalnız kaldığı zaman alimin en yakın arkadaşı ilimdir. Tenha yollarda ise en emin yoldaşıdır. Din de delilidir. Genişlikte ve darlıkta sabrı öğretir. Dostlar yanında yardım eden bir vezirdir. Yabancılar yanında ise sana en büyük destektir."

Kıyamet günü alimlerin mürekkebi şehitlerin kanından daha ağır gelecektir. Allah-u Zülcelal bir kavmi helak etmek istediği vakit, ilmi onların üzerinden kaldırır ve -Neuzübillah- o kavim helak olur. İnsan ancak ilimle takva sahibi olur, ancak ilim ile Allah-u Zülcelal'e ulaşır. Nasıl dünyada insan bir yere gitmek istediği zaman, o yere giden yolu bilmek zorundadır, yoksa gidemezse, insan da Allah-u Zülcelal'e ilim ile ulaşır.

İlmi öğrenmek insan için yeterli değildir. İnsan ilmi öğrenip alim olsa da, onunla amel etmese; -Neuzubillah- o insan helak olmuş demektir. Çünkü insan, ilmi Allah-u Zülcelal'in emri olan namaz, oruç, hac gibi ibadetleri yapmak için öğrenir. Bunları öğrendiği gibi öğretmekle de mükelleftir. Eğer ilmi öğrenipte salih amel yapmaz ise, insan Allah-u Zülcelal'e karşı gelmiş olur ve Allah-u Zülcelal'in rahmetinden mahrum olur.

İnsanın ilim öğrenip de veya âlim olupta amel yapmamasının zararlarına dair, ayet-i kerime, hadis-i şerif ve sahabe-i kiram'ın söylediklerinden bir çok örnekler verilebilir.
Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Kendilerine kitap (tevrat) yükletilen, sonra onu taşıyamayanların durumu; koca koca kitaplar taşıyan merkebin durumu gibidir." (Cuma; 5)

Ebu Hureyre (R.A)'den rivayetle Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde insanların en şiddetli azaba uğrayacak olanı, ilmi kendisine fayda vermeyen alimdir." (Taberani, Beyhaki)

Hz. Ömer (R.A): "Bu ümmet hesabına en korktuğum şey, münafık alimlerdir." diye buyurur. Dinleyenler: "Münafık alim nasıl olur?" sorarlar. Hz. Ömer radıyallahu anh onlara: "Lafla bilgili, fakat kalbi ve ameli cahil (ilmi ile amel etmeyen) kimselerdir." diye cevap verir. İşte insanın ilim öğrenip de amel etmemesinin tehlikesi ve zararı çok büyüktür.
Süfyan-ı Sevri şöyle demiştir: "İlim amelden yardım ister, imdat eder; eğer amel ilime cevap verirse onunla kalır, eğer amel ilime cevap vermezse, ilim onu terk eder."


Zeyd oğlu Üsame (R.A) şöyle demiştir: "Kıyamet gününde bir adam getirilerek cehenneme atılır ve bağırsakları dışarı çıkar. Adam bağırsakları etrafında, eşeğin değirmen etrafında döndüğü gibi döner. Bunun üzerine cehennemde bulunanlar onun etrafına toplanarak: "Ey falanca! Nedir bu halin?" diye sorarlar. "Ben iyiliği yapın diyor, ama kendim yapmıyordum." der.

Fudayl bin İyaz ise şöyle demiştir: "Benim duyduğuma göre fasık âlimlerin hesabı ve azabı, putlara tapanlardan önce başlayacaktır." Hatem-i Esam şöyle demiştir:
"Kıyamet gününde en sıkıntılı, kederli kimse odur ki başkalarına hayrı tavsiye etmiş, onlar o tavsiyeye uyup kurtulmuşlar, fakat kendisi hayrı tavsiye ettiği halde yapmamış ve kurtulamamıştır."

Üsame (R.A) Hz. Peygamber (S.A.V) sellem'den şunları da işittiğini söyledi: "İsra gecesi, dudakları ateşten makaslarla kesilen topluluklara rastladım." ve "Bunlar kim, ya Cebrail!" diye sordum. Cebrail de:"Ümmetinin söylediklerini yapmayan hatipleridir." diye cevap verdi. (Buhari, Müslim, İbn Ebi'd-Dünya, İbn Hıbban, Beyhaki)

İşte insan sadece ilim öğrenmeyle Allah'ın ecir ve sevaplarına erişemez. İlimle beraber amel de yapmalıdır. İnsanın ilmi ile amel yapıp yapmadığı ise ahirette belli olacaktır.
İbn-i Mes’ud (R.A) ilim hakkında şöyle demiştir: "İlim korkudur. Yoksa kof ve çok rivayetleri bilmek değildir."

Gerçekten de insan, ilmi ile Allah-u Zülcelal'e yaklaşır. Eğer o ilim insanı Allah-u Zülcelal'e yaklaştırmıyorsa, insan için o ilim vebaldir, başka bir şey olamaz da!

Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin...



Eklenti(ler) Tırnak(lar)
   

SABRİ KÖNTEK İST:EYÜPSULTAN TÜM KARDEŞLERE SELAMLAR : ALLAH RAZI OLSUN TÜM KARDEŞLERDEN .MEVLAM YARDIMCINIZ OLSUN:...
04-10-2008 11:46 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Salavatın Fazileti SABRİ KÖNTEK 2 41 06-20-2008 02:37 AM
Son Mesaj: mrymu58
  Yasin Suresi' nin Fazileti SABRİ KÖNTEK 1 142 03-23-2008 10:21 PM
Son Mesaj: foruMeleği
  Haşr Suresi' nin Fazileti SABRİ KÖNTEK 0 156 03-23-2008 10:11 PM
Son Mesaj: SABRİ KÖNTEK
  İlim Öğrenip Onunla Amel Edelim SABRİ KÖNTEK 1 46 03-17-2008 01:22 AM
Son Mesaj: Mehmet kocsan
  İlim Öğrenmenin Fazileti SABRİ KÖNTEK 0 98 03-16-2008 11:37 PM
Son Mesaj: SABRİ KÖNTEK
  LA iLAHE iLLALLAH DEMENiN FAZiLETi doganay58 5 113 03-31-2007 11:31 PM
Son Mesaj: doganay58

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: