Sevinci yıllar öncesine sarmış bir yarayım ben.
Bir mutluluğun sergüzeştinde sarılıp sarmalanmış esrik bakışlı nihavendim ben.Yarım kalmış notaların en son dokunduğu ve güneşin yüzümü aydınlatmadığı bir ülkeyim ben.Susuşlarında bir adam boyu günah olan ve yabanıl çocukluığunda sapanı kırılmış,şekeri ellerinden alınmış bir hüzünüm ben..
Şimdi sana bu hal içinde bür düş kuracağım.uzak iklimlerden yüreğime akan tümcelerle.Belki boran olacak kızıl kıyamet bürüyecek yüreğimi.Belki kavruk dudaklarımdan akan iki damla kan olacak.Belki de yüreğimin hengamesinde volkanların sesleri duyulacak.Çünkü senle iligili düş kurmak yüreğin hazin ırmaklarına dalmaktır.Hüzünvari seslerle.Çünü seni anmak bir bakıma ölmektir.
Şimdi sus ve dinle.Yüreğim sesleniyor sana....
Şimdi sus ve dinle.Yüreğim sesleniyor sana....
çok güzeldi emeğine sağlık..
Sen sevgili evet sen,
Bir kez olsun dinle beni…
İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım.
İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana…
Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana…
Ne olur bir kez sus da konuşayım…
Sus ve dinle..
Dinle ve gör ne dediğimi sana…
Gidiyorum…
Evet bak gidiyorum artık sonsuzluğa…
Sessiz sedasız istifa ediyorum yüreğinden,
Ağır ağır atıyorum adımlarımı, son göz yaşlarımı da döküp uzaklaşıyorum senden…
Ben giderken,
İçimde bıraktığın öksüz aşk çıkmaya çalışıyor,
Tenim yırtılıyor her adımımda…
Bedenim isyan ediyor, kalmak istiyor delice sevdan yüreğimde…
Engel olmaya çalışıyor her bir zerrem ama kalmak çare olmuyor….
Ömrümün tüm vakitlerini harcamak geçiyor içim den …
Kalmak inadına…
Ama yok…
İnan olmuyor…
Cevap verme..
Sus…
Sus ve dinle…
Her kış bastıran öksürük gibisin boğazımda…
Her sabah bir kaşık balla geçirmeye çalıştığım ama başaramadığım…
Kuru bir öksürük gibisin hayatımdan bir türlü çıkaramadığım…
Sebepsiz anlarda çıkıp karşıma uyandıran uykumdan bir öksürük gibisin sevdiğim,
Nefes aldırmayan kimi zaman, kimi zaman ağlatan…
Ama hep var olan ve hep kışın karşıma çıkan…
Sen sevgilim…
Sen kış güneşi gibisin canıma…
Tenime asla ısıtmayan…
Sadece kendini gösterip soğuklara esir eden ve hiç yakamayan…
Belki de kendine bile hayrı olmayan…
Bu yüzden gidiyorum sevgili,
Ve izin ver giderken konuşayım son bir kez daha…
Son bir kez haykırayım içimdeki öksüz aşkla sana…
Sus ve dinle…
Biliyor musun sevgili,
Hiçbir şey almıyorum giderken yanıma…
Tüm anıları bırakıyorum sana,
Kaçamak öpüşmelerimizi,
Sarılmaları ve elinin sıcaklığını koyuyorum başının ucuna…
Ve tüm sevmeleri bırakıyorum yamacına…
Bir kendimi alıp çıkıyorum yola…
Bir yaralı yanımı kucaklıyorum şefkatle ve sessiz sedasız istifa ediyorum sevdamdan…
İstifa ediyorum yüreğinde olmaktan…
Sen uyurken yatağında, saçlarına kondurduğum son öpücükle veda ediyorum sana…
Sen sevgili evet sen,
Bir kez olsun dinle beni…
İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım.
İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana…
Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana…
Ne olur bir kez sus da konuşayım…
Sus ve dinle..
Dinle ve gör ne dediğimi sana…
Hoşçakal...
Beni dinle önce..
Gözlerimin içine bak,görüyor musun sonsuz seni,görüyor musun içimde ki ateşi?..
Bir sessizlik var dudaklarım da. İzin ver,konuşayım diyorum ama nedense sessizlik huzur veriyor,anlatamıyorum..
Yıldızlar yanıp sönüyor,doğmuyor güneş bir türlü sabah olmuyor..
Rüyalar tükenmek bilmiyor,hayaller sokaklara dökülüyor,yoksa yine mi yıldızsız geceler başlıyor?..
Yine özlem kapımda mı bekliyor?..
Ya gözlerin,yine mi beni terk edip gidiyor?..
Taşıyamam artık sensizliği yapma ne olur !..
Bir gün,bir saniye sensiz ne kadar zor..
Düşünsene,düşünsene sevdiğim,sen benim soğuk geceler de yorganım oldun,
Yağmurlu sokaklar da yolum oldun,
Yüreğim de ateş oldun köz köz dağlayan,
En öfkeli anım da sakinliğim oldun,
En korktuğum yalnızlıkta ışığım oldun,
Söylesene sevdiğim,şimdi,şimdi nasıl vazgeçebilirim senden?
Sus !
Beni dinle önce..
Dinle ki çığlık olsun sesim sonsuz aşklara..
Dinle ki parçalanmasın yüreğin yalnız kaldığın anlar da..
Sus ! Sus ! beni dinle önce..
Ya da,Ya da susma !
Hayır hayır susma !
Bana anlatacak dağlar kadar günahın var çünkü...