04-10-2007, 11:04 PM
istanbul'u suya kavusturan Sinan susuz evde vefat ediyor..
istanbul devamli bir su problemi icerisindedir. Bu problemin caresi asirlar once Kanuni zamaninda, Mimar Sinan'in gunlerinde konusulmus ve en buyuk care Sinan'la bulunmustur. istanbul'un o gunku nufusu cogalinca Kanuni Sultan Suleyman, Sinan'i cagirir, der ki:
"Mimarbasi, halkimiz su ihtiyaci icinde. Bir at yuku suya cok miktar akce oduyorlar. Acaba halkimizin bu su ihtiyacini karsilamak icin birseyler dusunmez misiniz?"
Mimarbasi der ki:
"Sultanim siz musaade buyurun, ben istanbul'un cevresini bir dolasayim, disarida mevcut sulan istanbul'a getirmenin mumkun olup olmadigini bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."
Ve Sinan Aga atina biner, yanina yardimcilarini da alir, uekmece'den baslayarak kiyilan dolasir, Besiktas'a kadar istanbul'un kiyilarinda, dereleri, akan sulan tespit eder. Bu sularin onu oruldugu, baraj yapildigi takdirde nereye kadar yukselir, nereden nereye kemer yapilarak istanbul'a getirilebilir, bunun gunlerce hesabini yapar ve Kanuni'nin huzuruna cikar. Sultan sorar:
"Mimarbasi, istanbul'a su getirmek mumkun mudur?" Mimarbasinin cevabi:
"Beli sultanim, mumkundur. Ancak cok agir bir sarti var."
"Nedir o mimarbasi?"
"Sultanim, altin dolu keseleri uc uca dizmek sartiyla ancak istanbul'a su gelebilir."
Kanuni'nin cevabi su olur:
"Mimarbasi sen istanbul'a su getirmenin mumkun olup olmadigini soyle. Eger mumkunse ben keseleri uc uca degil, yan yana dizmeye raziyim."
Bunun uzerine Mimar Sinan kollari sivar ve istanbul'un disindaki sulan Kagithane civarinda belli yerlerde toplar, oradan da dere iclerine buyuk gecitler yaparak istanbul'a getirir ve sehrin belli meydanlarinda umumi cesmeler yaparak suyu akitir. Bu cesmelerin tamami da kirki bulur. Ve Kirk uesme sulari akmaya baslar.
O gune gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadigi icin sular bosa akip gitmektedir. O gun cok pahaliya mal olan suyu artik bostanlara, yollara akitmak istemiyorlar ve ilk defa istanbul'da lule dedikleri muslugu cesmelere koyuyorlar.
Su boylesine pahaliya geldigi ve kiymet kazanmaya basladigi icin Kanuni bir ferman cikanr, der ki: "istanbul meydanlarindaki umumi cesmeler halkin malidir. Hic kimse bu cesmelerden gizlice yeraltindan evine su alamayacaktir."
Bu umumi kaidenin bir istisnasini da koyar Kanuni. O da ozel olarak Sinan'a iletilir. Denir ki: "Sen istanbul'a boylesine guzel bir calisma sonunda kirk cesme sularini getirdin. Sen evine ozel olarak bir lule su alabilirsin."
Ve Suleymaniye civarindaki meydan cesmesinden Sinan'in evine ozel olarak yol yapilir ve su akitilir. Boylece Mimar Sinan evinde ozel suyu olan tek kisi olur.
Mimar Sinan sehzadebasi Camiini, Suleymaniye Camiini ve Edirne'deki Selimiye Camiini yaptiktan -sonra yaslanir. Devir hep oyle gecmemistir. itibarinin yuksekte oldugu devirde, kendisinin kiymetini takdir edenler bir bir bu dunyadan gocmuslerdir. Kanuni vefat etmistir, yerine baska padisahlar gecmistir. Ve Sinan 99 yasina gelmistir. uevresindeki dostlari goctugu icin de kendisi istanbul'da adeta yapayalniz kalmistir. Ve yeni bir nesil yetismistir.
Bir gun Sinan'in kapisina birisi gelip dayanir. Kapiyi calar. Sinan bastonuna dayanarak kapiyi acar, "Buyurun" der.
Gelen mechul ihsan, "Ben Topkapi Sarayi postacisiyim. Sizi divana cagiriyorlar. Herhalde bir sorusturmaya tabi tutulacaksiniz" der.
Sinan Aga, bu ihtiyar halinde, dostlarinin tumunun gocup gittigi, kendisini eserleri insaat halindeyken gorenlerin kalmadigi bu ihtiyar dunyada, "Acaba Topkapi Sarayina niye cagiriliyorum?" diye bastonuna dayana dayana gider.
Saraya girer, orada bir sorusturma heyeti kurulmustur: Kadilar, ulemalar, muftuler, o gunun vukelasi. Sinan'a soyle derler: "Sinan Aga, hakkinda sikayet var. Eve su almak yasak oldugu, hic kimse evine ozel olarak su almasin' diye padisah fermani oldugu halde, sizin evinizde ozel su varmis."
"Evet," der, "Cihan Padisahi bana oyle ozel olarak musaade etmisti. istanbul'a yaptigim, su hizmetinden dolayi sadece benim sahsima su musaade etmisti de almistim."
"O zaman su musaadenizi, fermam gorelim de ses cikarmayalim. Kimseye verilmemesine ragmen, sizinki devam etsin."
Sinan'in cevabi su: "Ben o zaman Cihan Padisahindan ferman istemekten hicap etmistim. Fermanim falan yok, ama su benim evimde akiyor."
Divan muskul durumda kalir, konusmalar olur: "Sinan buyuk hizmetler etmistir, evinde suyu aksin." Oradan baskalari cevap verir: "Bu ul-i Osman'a hizmet eden sadece Sinan mi? Sinan gibi daha nice hizmet edenler vardir. Ya onlarin da evine ozel su verilsin, ya da Sinan'a da bu ayricalik taninmasin."
Divanda uzun munakasalar olur, son olarak verilen karar sudur: "Sinan gibi diger hizmet edenlerin de evine su baglanamayacagina gore, Sinan'a verilen su kesilmeli, fakat simdiye kadar kullandigi su fermansiz kullandigi icin bir cezaya mucip olmamalidir."
Ve bu karardan sonra Sinan evine gelir. uzgun, bezgin, fakat fazla muteessir degil. uunku Sinan hizmetini Allah icin yapmistir. Kendisine bir ayricalik taninsin, ozel bir mukafat verilsin diye degil.
Ve Sinan 100 yasina girerken hastalanir yataga duser. Vefat sirasinda bir bezi suya batirip da dudagina calmak isterlerken bakarlar ki, evindeki musluktan su akmiyor. istanbul'a su getiren Sinan, susuz evde vefat eder. Vefat sirasinda bu olayi basinda konusanlara verdigi cevap enteresandir:
"Biz hizmetimizi dunyada bir bardak suya satacak kadar menfaat duskunu degiliz. Biz hizmetimizi Allah icin yaptik ve mukafatini da ahirette bekliyoruz. Dunyada evimize su verilmedigi icin muteessir degiliz."
Bu olayin bizlere verdigi mesajlar vardir. Dunyaya, sana, sohrete, dosta, ahbaba, arka olmalara fazla guvenmemeli. Dunya oyle guvenilecek, insanlar oyle bel baglanacak kadar vefali degillerdir. sartlar degisir, bugun sirtimiz cok saglam yerde olur, cok itibarli insanlarla yakinligimiz olur. Ama yarin bir de bakariz ki, onlarin hepsi gocup gitmis, biz de dayanacak kimse bulamamisiz.
Derler ya: "Duvara dayanma yikilir, insana guvenme olur." uyleyse fani seylere dayanmamali, fani seyleri gaye edinmemelidir. Allah'a dayanmali, Allah'a guvenmeli ve yaptigimiz hizmetleri de Allah rizasi icin yapmaliyiz. insan bu tecelli karsisinda hayiflanmaktan kurtulamiyor:
"Hey gidi dunya hey. istanbul'u suya kavusturan Sinan susuz evde vefat ediyor."
alinti
istanbul devamli bir su problemi icerisindedir. Bu problemin caresi asirlar once Kanuni zamaninda, Mimar Sinan'in gunlerinde konusulmus ve en buyuk care Sinan'la bulunmustur. istanbul'un o gunku nufusu cogalinca Kanuni Sultan Suleyman, Sinan'i cagirir, der ki:
"Mimarbasi, halkimiz su ihtiyaci icinde. Bir at yuku suya cok miktar akce oduyorlar. Acaba halkimizin bu su ihtiyacini karsilamak icin birseyler dusunmez misiniz?"
Mimarbasi der ki:
"Sultanim siz musaade buyurun, ben istanbul'un cevresini bir dolasayim, disarida mevcut sulan istanbul'a getirmenin mumkun olup olmadigini bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."
Ve Sinan Aga atina biner, yanina yardimcilarini da alir, uekmece'den baslayarak kiyilan dolasir, Besiktas'a kadar istanbul'un kiyilarinda, dereleri, akan sulan tespit eder. Bu sularin onu oruldugu, baraj yapildigi takdirde nereye kadar yukselir, nereden nereye kemer yapilarak istanbul'a getirilebilir, bunun gunlerce hesabini yapar ve Kanuni'nin huzuruna cikar. Sultan sorar:
"Mimarbasi, istanbul'a su getirmek mumkun mudur?" Mimarbasinin cevabi:
"Beli sultanim, mumkundur. Ancak cok agir bir sarti var."
"Nedir o mimarbasi?"
"Sultanim, altin dolu keseleri uc uca dizmek sartiyla ancak istanbul'a su gelebilir."
Kanuni'nin cevabi su olur:
"Mimarbasi sen istanbul'a su getirmenin mumkun olup olmadigini soyle. Eger mumkunse ben keseleri uc uca degil, yan yana dizmeye raziyim."
Bunun uzerine Mimar Sinan kollari sivar ve istanbul'un disindaki sulan Kagithane civarinda belli yerlerde toplar, oradan da dere iclerine buyuk gecitler yaparak istanbul'a getirir ve sehrin belli meydanlarinda umumi cesmeler yaparak suyu akitir. Bu cesmelerin tamami da kirki bulur. Ve Kirk uesme sulari akmaya baslar.
O gune gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadigi icin sular bosa akip gitmektedir. O gun cok pahaliya mal olan suyu artik bostanlara, yollara akitmak istemiyorlar ve ilk defa istanbul'da lule dedikleri muslugu cesmelere koyuyorlar.
Su boylesine pahaliya geldigi ve kiymet kazanmaya basladigi icin Kanuni bir ferman cikanr, der ki: "istanbul meydanlarindaki umumi cesmeler halkin malidir. Hic kimse bu cesmelerden gizlice yeraltindan evine su alamayacaktir."
Bu umumi kaidenin bir istisnasini da koyar Kanuni. O da ozel olarak Sinan'a iletilir. Denir ki: "Sen istanbul'a boylesine guzel bir calisma sonunda kirk cesme sularini getirdin. Sen evine ozel olarak bir lule su alabilirsin."
Ve Suleymaniye civarindaki meydan cesmesinden Sinan'in evine ozel olarak yol yapilir ve su akitilir. Boylece Mimar Sinan evinde ozel suyu olan tek kisi olur.
Mimar Sinan sehzadebasi Camiini, Suleymaniye Camiini ve Edirne'deki Selimiye Camiini yaptiktan -sonra yaslanir. Devir hep oyle gecmemistir. itibarinin yuksekte oldugu devirde, kendisinin kiymetini takdir edenler bir bir bu dunyadan gocmuslerdir. Kanuni vefat etmistir, yerine baska padisahlar gecmistir. Ve Sinan 99 yasina gelmistir. uevresindeki dostlari goctugu icin de kendisi istanbul'da adeta yapayalniz kalmistir. Ve yeni bir nesil yetismistir.
Bir gun Sinan'in kapisina birisi gelip dayanir. Kapiyi calar. Sinan bastonuna dayanarak kapiyi acar, "Buyurun" der.
Gelen mechul ihsan, "Ben Topkapi Sarayi postacisiyim. Sizi divana cagiriyorlar. Herhalde bir sorusturmaya tabi tutulacaksiniz" der.
Sinan Aga, bu ihtiyar halinde, dostlarinin tumunun gocup gittigi, kendisini eserleri insaat halindeyken gorenlerin kalmadigi bu ihtiyar dunyada, "Acaba Topkapi Sarayina niye cagiriliyorum?" diye bastonuna dayana dayana gider.
Saraya girer, orada bir sorusturma heyeti kurulmustur: Kadilar, ulemalar, muftuler, o gunun vukelasi. Sinan'a soyle derler: "Sinan Aga, hakkinda sikayet var. Eve su almak yasak oldugu, hic kimse evine ozel olarak su almasin' diye padisah fermani oldugu halde, sizin evinizde ozel su varmis."
"Evet," der, "Cihan Padisahi bana oyle ozel olarak musaade etmisti. istanbul'a yaptigim, su hizmetinden dolayi sadece benim sahsima su musaade etmisti de almistim."
"O zaman su musaadenizi, fermam gorelim de ses cikarmayalim. Kimseye verilmemesine ragmen, sizinki devam etsin."
Sinan'in cevabi su: "Ben o zaman Cihan Padisahindan ferman istemekten hicap etmistim. Fermanim falan yok, ama su benim evimde akiyor."
Divan muskul durumda kalir, konusmalar olur: "Sinan buyuk hizmetler etmistir, evinde suyu aksin." Oradan baskalari cevap verir: "Bu ul-i Osman'a hizmet eden sadece Sinan mi? Sinan gibi daha nice hizmet edenler vardir. Ya onlarin da evine ozel su verilsin, ya da Sinan'a da bu ayricalik taninmasin."
Divanda uzun munakasalar olur, son olarak verilen karar sudur: "Sinan gibi diger hizmet edenlerin de evine su baglanamayacagina gore, Sinan'a verilen su kesilmeli, fakat simdiye kadar kullandigi su fermansiz kullandigi icin bir cezaya mucip olmamalidir."
Ve bu karardan sonra Sinan evine gelir. uzgun, bezgin, fakat fazla muteessir degil. uunku Sinan hizmetini Allah icin yapmistir. Kendisine bir ayricalik taninsin, ozel bir mukafat verilsin diye degil.
Ve Sinan 100 yasina girerken hastalanir yataga duser. Vefat sirasinda bir bezi suya batirip da dudagina calmak isterlerken bakarlar ki, evindeki musluktan su akmiyor. istanbul'a su getiren Sinan, susuz evde vefat eder. Vefat sirasinda bu olayi basinda konusanlara verdigi cevap enteresandir:
"Biz hizmetimizi dunyada bir bardak suya satacak kadar menfaat duskunu degiliz. Biz hizmetimizi Allah icin yaptik ve mukafatini da ahirette bekliyoruz. Dunyada evimize su verilmedigi icin muteessir degiliz."
Bu olayin bizlere verdigi mesajlar vardir. Dunyaya, sana, sohrete, dosta, ahbaba, arka olmalara fazla guvenmemeli. Dunya oyle guvenilecek, insanlar oyle bel baglanacak kadar vefali degillerdir. sartlar degisir, bugun sirtimiz cok saglam yerde olur, cok itibarli insanlarla yakinligimiz olur. Ama yarin bir de bakariz ki, onlarin hepsi gocup gitmis, biz de dayanacak kimse bulamamisiz.
Derler ya: "Duvara dayanma yikilir, insana guvenme olur." uyleyse fani seylere dayanmamali, fani seyleri gaye edinmemelidir. Allah'a dayanmali, Allah'a guvenmeli ve yaptigimiz hizmetleri de Allah rizasi icin yapmaliyiz. insan bu tecelli karsisinda hayiflanmaktan kurtulamiyor:
"Hey gidi dunya hey. istanbul'u suya kavusturan Sinan susuz evde vefat ediyor."
alinti