10-01-2008, 07:41 PM
Ne zaman bayramdan, bayramlardan söz açılsa yaşlılarımız, “Nerde o eski bayramlar!” der iç geçirirler. Ben şimdiye kadar bir kimsenin, “Eskiden bayram mı kutluyorduk? Bayram, şimdiki bayramlar.” dediğine rastlamadım.
Acaba değişen bayramlar mı, yoksa biz insanlar mı? Galiba değişim tek taraflı değil; hem biz insanlar değişiyoruz hem de bayramlar değişiyor.
Çocukların bayram heyecanı, bayramdan beklentileri büyüklerinkine benzemez. Onları, bayram heyecanı, bayram sevinci günler öncesinden sarar. Onlar, günlerce kendileri için alınacak bayramlıkların önce alınmasını, sonra da o bayramlıkları giyebilmek için bayramın gelmesini büyük bir heyecanla beklerler. Yerine göre bir çocuğu, bazen bir takım elbise, bazen bir gömlek ya da bir çift çorap veya bir çift lastik ayakkabı bile mutlu etmeye, sevindirmeye veya havalara uçurmaya yeter. Hele yöreden yöreye değişmek kaydıyla, arifelik veya bayram şekeri toplama heyecanı ve mutluluğu, tarif edilecek gibi değildir çocuklar için. Bir de buna çocukların, büyüklerinden alacakları bayram harçlıklarının heyecanını eklersek galiba çocukların bayram sevincini daha iyi anlayabiliriz.
Ama bayram, büyükler için aynı şeylerin ifadesi değildir. Büyüklerin bayramdan beklentileri çocuklarınki kadar heyecan verici ve sevindirici olmaz çoğu zaman. Büyükleri sevindirecek, belki sadece uzaktan bayram ziyareti için gelecek bir yakınıdır veya epeydir görüşemediği yakındaki dostlarıyla, akrabalarıyla görüşme fırsatıdır. Bundan öteye de büyüklerin sevinmesine, heyecanlanmasına vesile olacak başka bir beklenti de yoktur zaten. Ama hüzünlenmesine sebep olacak birçok şey vardır. Mesela; büyükler bayramlarda, o kaçınılmaz sona bir adım daha yaklaştıklarını hatırlar üzülürler. Geçen sene ya da senelerde birlikte oldukları, ama bu bayramda birlikte olamadıkları, aralarından ayrılan dostlarını, akrabalarını hatırlar, hüzünlenirler. Belki de çoluk çocuğuna bayramı, maddi imkansızlıklar sebebiyle, layıkı veçhile yaşatamayacağı ya da yaşatamadığı için sevinemezler.
İşte, aynı bayramı idrak eden çocuklar ve yaşlılar için bayram, bu duyguların ifadesidir. Beklentilerin neticesi olan duygular farklı olunca bayramın anlamı ve ehemmiyeti de değişiyor elbette.
Günümüzde geçmiş bayramları hatırladığımız zaman burnumuzun direğinin sızlamasının bir sebebi de günümüz bayram anlayışının geçmiştekinden farklı olmasındandır. Günümüzde artık bayramlara tatil denilmeye başlanıldı. Bayramlar tatil olarak addediliyor ve öyle değerlendiriliyor. İnsanların tatil beklentileri ve sevinçleri ile bayram sevinçleri aynı değildir. Tatiller, bayramlar kadar insanı sevindiremez, hoşnut edemez. Bayrama tatil deyince, bayram da ehemmiyetini yitiriyor.
Eskiden, özellikle köy yerleri gibi küçük yerleşim birimlerinde herkes mutlaka o köyde bulunan her haneyi ziyaret ederdi ve bu ziyaretler karşılıklı olarak yapılırdı. Küsler barıştırılırdı, bayram vesilesiyle dostluklar tazelenirdi. İşte bütün bunlardan dolayı eski bayramların tadı damağımızdadır hep. Şimdi öyle mi? Güya şehirlileştik(!) Şehirlileşmez olsaydık. Böyle olacağına hep köylü kalsaydık. Kimi şehir hayatının ulaşım zorluğundan dolayı, kimi de şehrin kozmopolit kültür anlayışından dolayı, bayramlarda ziyaret ettiğimiz eş dost sayısı sınırlıdır. Hatta aynı çatı altında oturanlarımızdan bile bayramlarda dahi birbirlerinin hanesini ziyaret etmeyenler vardır. Bayram günü evde otururuz, birilerinin gelmesini bekleriz. Kimse gelmeyince de bayramlardan şikayetçi oluruz. Biz kendi evimizde, başkalarının bizi ziyarete gelmesini beklerken; başkaları da kendi hanelerinde bizim kendilerini ziyaret etmemizi beklemektedir. Halbuki yapılması gereken beklemeden ve geciktirmeden eş dost, konu komşu ziyaretlerini yapmaktır. Bunu yapabilsek, bu yolla muhabbetlerimiz tazelenecek, belki yeni dostluklar kuracağız ve işte o zaman bayramımız, bayram olacak.
Hülasa, değişen asla ve asla bayramlar değil. Değişen, zamandır. Değişen bizleriz. Biz bugün çocuk yaşta olabilsek, inanın bu bayramların çocukluğumuzdaki bayramlardan hiçbir farkı olmayacaktır.
…
cahit can
Acaba değişen bayramlar mı, yoksa biz insanlar mı? Galiba değişim tek taraflı değil; hem biz insanlar değişiyoruz hem de bayramlar değişiyor.
Çocukların bayram heyecanı, bayramdan beklentileri büyüklerinkine benzemez. Onları, bayram heyecanı, bayram sevinci günler öncesinden sarar. Onlar, günlerce kendileri için alınacak bayramlıkların önce alınmasını, sonra da o bayramlıkları giyebilmek için bayramın gelmesini büyük bir heyecanla beklerler. Yerine göre bir çocuğu, bazen bir takım elbise, bazen bir gömlek ya da bir çift çorap veya bir çift lastik ayakkabı bile mutlu etmeye, sevindirmeye veya havalara uçurmaya yeter. Hele yöreden yöreye değişmek kaydıyla, arifelik veya bayram şekeri toplama heyecanı ve mutluluğu, tarif edilecek gibi değildir çocuklar için. Bir de buna çocukların, büyüklerinden alacakları bayram harçlıklarının heyecanını eklersek galiba çocukların bayram sevincini daha iyi anlayabiliriz.
Ama bayram, büyükler için aynı şeylerin ifadesi değildir. Büyüklerin bayramdan beklentileri çocuklarınki kadar heyecan verici ve sevindirici olmaz çoğu zaman. Büyükleri sevindirecek, belki sadece uzaktan bayram ziyareti için gelecek bir yakınıdır veya epeydir görüşemediği yakındaki dostlarıyla, akrabalarıyla görüşme fırsatıdır. Bundan öteye de büyüklerin sevinmesine, heyecanlanmasına vesile olacak başka bir beklenti de yoktur zaten. Ama hüzünlenmesine sebep olacak birçok şey vardır. Mesela; büyükler bayramlarda, o kaçınılmaz sona bir adım daha yaklaştıklarını hatırlar üzülürler. Geçen sene ya da senelerde birlikte oldukları, ama bu bayramda birlikte olamadıkları, aralarından ayrılan dostlarını, akrabalarını hatırlar, hüzünlenirler. Belki de çoluk çocuğuna bayramı, maddi imkansızlıklar sebebiyle, layıkı veçhile yaşatamayacağı ya da yaşatamadığı için sevinemezler.
İşte, aynı bayramı idrak eden çocuklar ve yaşlılar için bayram, bu duyguların ifadesidir. Beklentilerin neticesi olan duygular farklı olunca bayramın anlamı ve ehemmiyeti de değişiyor elbette.
Günümüzde geçmiş bayramları hatırladığımız zaman burnumuzun direğinin sızlamasının bir sebebi de günümüz bayram anlayışının geçmiştekinden farklı olmasındandır. Günümüzde artık bayramlara tatil denilmeye başlanıldı. Bayramlar tatil olarak addediliyor ve öyle değerlendiriliyor. İnsanların tatil beklentileri ve sevinçleri ile bayram sevinçleri aynı değildir. Tatiller, bayramlar kadar insanı sevindiremez, hoşnut edemez. Bayrama tatil deyince, bayram da ehemmiyetini yitiriyor.
Eskiden, özellikle köy yerleri gibi küçük yerleşim birimlerinde herkes mutlaka o köyde bulunan her haneyi ziyaret ederdi ve bu ziyaretler karşılıklı olarak yapılırdı. Küsler barıştırılırdı, bayram vesilesiyle dostluklar tazelenirdi. İşte bütün bunlardan dolayı eski bayramların tadı damağımızdadır hep. Şimdi öyle mi? Güya şehirlileştik(!) Şehirlileşmez olsaydık. Böyle olacağına hep köylü kalsaydık. Kimi şehir hayatının ulaşım zorluğundan dolayı, kimi de şehrin kozmopolit kültür anlayışından dolayı, bayramlarda ziyaret ettiğimiz eş dost sayısı sınırlıdır. Hatta aynı çatı altında oturanlarımızdan bile bayramlarda dahi birbirlerinin hanesini ziyaret etmeyenler vardır. Bayram günü evde otururuz, birilerinin gelmesini bekleriz. Kimse gelmeyince de bayramlardan şikayetçi oluruz. Biz kendi evimizde, başkalarının bizi ziyarete gelmesini beklerken; başkaları da kendi hanelerinde bizim kendilerini ziyaret etmemizi beklemektedir. Halbuki yapılması gereken beklemeden ve geciktirmeden eş dost, konu komşu ziyaretlerini yapmaktır. Bunu yapabilsek, bu yolla muhabbetlerimiz tazelenecek, belki yeni dostluklar kuracağız ve işte o zaman bayramımız, bayram olacak.
Hülasa, değişen asla ve asla bayramlar değil. Değişen, zamandır. Değişen bizleriz. Biz bugün çocuk yaşta olabilsek, inanın bu bayramların çocukluğumuzdaki bayramlardan hiçbir farkı olmayacaktır.
…
cahit can