Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Görünüm: Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın
Sayfalar: 1 2
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.
Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.
ALLAH RAZI OLSUN.HERKESİN MEVLİD KANDİLİ MUBAREK OLSUN...
YAĞMUR



Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım



Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım



Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım



Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım



Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım



Bahira'dan süzülen bir yas da ben olsaydım



Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım



Senin için görülen bir düş de ben olsaydım



Yeryüzünde seni bir gürmüş de ben olsaydım



Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım



Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım



Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım



Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın



Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım







DEGERLI ARKADASLAR MUHTEREM HANIMEFENDILER MEVLIT KANDILINIZ MÜBAREK OLSUN:AILENIZDEN HUZUR EKSIK OLMASIN:SAYGILARIMLA:MEHMET KOCSAN:

NAAT

Günler ne günlerdi, ya

Muhammed!..

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı...

Ve bir gün ki gaflet

Çöller kadardı,



Halime’nin kucağında,

Abdullahın yetimi,

Amine’nin emaneti ağlardı..



Hatice’nin goncası

Aişe’nin gülüydün..

Ümmetin göz bebeği

Göklerinresulüydün..

Elçi geldin, elçiler gönderdin;

Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan;

Medine’ye göçerdin..

Biz,

Bu dünyadan nereye

Göçelim ya muhammed!

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor...

Diller, sayfalar, satırlar

“ebu leheb öldü” diyorlar;



Ebu leheb ölmedi ya muhammed!

Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor...



Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi ey nebi!

Adına alışkın dudaklarımız..

Artık yolunu bilmiyor,

Artık yolunu unuttu

Ayaklarımız

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır ya muhammed!

Bugünkü kadar!


Arif Nihat ASYA



EN SEVGİLİYE...


Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!..

Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!..

Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül !..

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül.!.



O öyle bir peygamberdir ki, dehşetli korkulardan biri hücum ettiği zaman,

Onun şefaati umulur.Mevlam ! Daima ve ebediyyen salat ve selam eyle;

bütün varlıkların en hayırlısı olan Habibine.



BÜTÜN MÜSLÜMAN ALEMİNİN VE BÜTÜN HEMŞERİLERİMİN KANDİLİ MUBAREK OLSUN...
SELAM SANA

SadSadSad
Selam sana gönül mumları yandı

Dağlar sıralandı secdeye vardı

Seninle kâinat nura boyandı

Adı güzel kendi güzel Muhammed


Terin güllerdendir, sesin bülbülden

Hakk'a vâsıl olur yolundan giden

Muhtaç olan avuç açar her dilden

Adı güzel kendi güzel Muhammed


Mahşer günü bize şefaat eyle

Hakk'ın didarında sen kerem eyle

Eksiğim var ise sen tamam eyle

Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfalar: 1 2
Referans Adresler