|
ALLAH SEVGİSİ VE KORKUSU
|
|
07-16-2008, 11:08 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
ALLAH SEVGİSİ VE KORKUSU
Sevgi, Allah’ın insanlara bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. Önemli olan, bu sevginin hangi düşüncelerle, kime beslendiği ve gerçek sevgi olup olmadığıdır.
Şüphesiz ki insan iyiliğin esiridir. Kalpler kendisine iyilik yapana karşı sevgi duymak üzere yaratılmıştır. Eğer bir insan kendisine iyilik yapan bir insanı severse, ya ona bir hediye verir veya dar zamanında ona yardım eder. Örneğin, kendisini evinde ağırlayan, ikramda bulunan birine minnet duyar; özellikle de ev sahibi ince düşünceli biriyse ve söylenmesine gerek bırakmadan, o kişinin her ihtiyacını eksiksiz bir şekilde karşılıyorsa... Bunun gibi, ciddi rahatsızlıkları olan bir insan da, doktorunun tedavisiyle şifa bulduğunda, ona nasıl teşekkür edeceğini bilemez. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Kısacası, her insan kendisine sürprizler yapan, güzellikler sunan, iyilikte bulunan kimseleri çok sever, onlara karşı saygıda ve ihtimam gösterme konusunda, bir kusur etmemeye gayret eder. En Çok Sevilmeye Layık Olan… Bir çok insanın unuttuğu çok önemli bir gerçek vardır ki, bizleri sevindiren, bizi ağırlayan, bize güzel rızıklar ve nimetler sunan, hoşumuza giden her şeyi yaratan, her sabah uyandığımızda bizlere tekrar hayat bahşeden, bizleri tehlikelerden koruyan, hastalandığımızda bize şifa veren, ilaçları vesile ederek ağrımızı veya acımızı dindiren, canlı ve cansız tüm varlıkların sahibi olan Allah’tır. Bu nedenle insan, sahip olduğu nimetler ve karşılaştığı güzelliklerden dolayı, sevgisini, saygısını, minnet duygusunu, vefasını ve şükranını Allah’a yöneltmelidir. Bir insana yardımı için teşekkür ederken, o kişiye bu yardımı ilham ederek rahmetini ulaştıranın Rabbimiz olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır, diriltir ve öldürür. Sizin Allah’tan başka Veliniz ve yardımcınız yoktur .” (Tevbe, 9/116) Hz. İbrahim (a.s) Allah’a yaptığı duada, Rabbimizin insanlar üzerindeki rahmetini şöyle dile getirmektedir: “Beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur;” bana yediren ve içiren O’dur; hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur; beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur, din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.” (Şuara, 26/7 Yüce Allah bizleri yoktan var etmiş ve bizlere sonsuz nimetler bahşetmiştir: “O, kendisinden dilediğiniz her şeyi size verdi. Öyle ki Allah’ın size verdiği nimetleri birer birer saymaya kalksanız, mümkün değil, onları sayıp bitiremezsiniz. Gerçekten insan zalim ve nankördür .” (İbrahim, 14/34) “O, insanı bir damla sudan yarattı. Buna rağmen o, Rabbine apaçık bir hasım oluvermiştir. Hayvanları da o yarattı. Onlarda sizin için ısınmanızı sağlayan şeyler ve birçok yararlar vardır… Gökten suyu indiren O’dur. Hem içeceğiniz su ondan oluşur, hem de hayvanlarınızı içinde otlattığınız ot ve ağaçlar… O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah’ın emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok ibretler vardır.” (Nahl, 16/4-12) O halde insan, en fazla Allah’ı sevmesi gerekir. Çünkü O, insanı yoktan var etti. Ona rızık veren ve hastalandığında şifa veren yine odur. Allah’ı Sevenin Özellikleri Allah’ı gerçekten seven kimsede bulunması gereken bir takım vasıflar vardır. O vasıflardan bazılarını burada zikredecek olursak; 1.Allah’ı gerçekten seven kişi, Allah’ın her emrini kusursuzca yerine getirmek için büyük bir titizlik gösterir. 2.Allah için Allah yolunda çalışır, Allah’ın dinini yaşamaya ve yüceltmeye gayret eder. 3.İnsanların ileri geri konuşmalarından korkup dinini yaşamaktan geri durmaz. 4.Mü’minlere karşı mütevâzî, kâfirlere karşı izzetli olur. 5.Peygamber Efendimizi kendine örnek edinir ve sünnetine elinden geldiğince uyar. 6.Allah için işitir, Allah için görür, Allah için tutar, Allah için yürür, amellerinde Allah’ın rızasını arar ve ister. 7.Mü’minleri Allah için sever. Eşi, ailesi, çocukları, annesi, babası, akrabaları, komşuları ve bütün müslümanlar ile iyi geçinir. 8.Allah’ın yaratıklarına karşı bağışlayıcı ve merhametli olur. Kimseye zararı dokunmaz. İyiliklerini artırmaya çalışır. 9.Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’i çok okuyup, anlamaya ve içerdiği prensipleri hayatında uygulamaya gayret eder. Râbiatü’l Adeviyye (r.aleyha) şöyle diyerek ne güzel söylemiştir: “Hem Allah’ı sevdiğini söylüyorsun hem de Allah’a isyan ediyorsun. Ömrüme ant içerim ki, bu mantıksız bir davranıştır. Şayet sevgin gerçek olsa idi, muhakkak O’na itaat ederdin. Zira, seven sevdiğine itaat eder.” Gerçek Mü’min için en mühim haslet ve en büyük devlet, Allah Teâlâ’yı sevmek ve O’nun tarafından sevilmektir; erişilecek mertebelerin en yükseği budur. Hayatımızda bütün çabamız bu gayeye ulaşmak için olmalıdır. Ne mutlu o kimseye ki, Allah’ı her şeyden çok sever ve O’na hakkıyla kul olmaya gayret eder. Yazıklar olsun o kimseye ki, kendisini bir damlacık sudan yaratan Yaratıcısını unutur ve hayat sermayesini boş şeyler için harcar. Allah Korkusu Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, insan bu dünyaya gönderilip başıboş bırakılmamıştır. İnsan, hayatının her anında murakabe ve gözetim altındadır. Allah'ın görevlendirdiği yazıcı melekler, sürekli insanı izlemektedir. Ağzımızdan bir kelime çıkmasın, hemen yazıyorlar. Her adımımızı, her düşüncemizi, her yaptığımızı, yapmamız gerekip de ertelediğimizi, hepsini eksiksiz kaydediyorlar. Küçük-büyük, hiçbir şeyi ayırt etmiyorlar. Siz uyuyorsunuz, onlar yine yanınızdalar. Unutmaları ya da yanılmaları mümkün değil, emrolundukları şeyi kusursuzca yapıyorlar. Nitekim Yüce Allah: “Yanınızdan ayrılmayan muhafız melekler vardır. O muhafızlar değerli, şerefli kâtiplerdir. Yaptığınız her şeyi bilip yazarlar.” (İnfitar, 82/10-12) buyurmaktadır. Öte yandan, size vekil kılınan ölüm melekleri de bekliyorlar. Neyi mi? Size verilmiş olan sürenin dolmasını. Sizin için tayin edilen ecel geldiğinde, canınızı onlar teslim alacaklar. Bu arada hiç hesaba katmadığınız, hatta belki de aklınızdan bile geçirmediğiniz gizli şahitleriniz de var: Elleriniz ve diğer organlarınız. Bir Gün Hesaba Çekileceğiz! Hesap günü gelip de tüm şâhitler bir araya toplandığında, Allah'ın dilemesiyle onlar da konuşacaklar. “Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek, aleyhlerine şahitlik edecekler.” (Nur, 24/24) “O gün ağızlarını mühürleriz, elleri bize yaptıklarını söyler ve ayakları da şahitlik eder.” (Yasin, 36/65) Eğer Allah'tan korkup sakınanlardan değilseniz, bir gün elleriniz aleyhinize şahitlik edecekler. İnsan, Allah'a kul olsun diye yaratılmıştır ve bu dünyada daima imtihan edilmektedir. “İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sandılar! Andolsun ki, onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları da yalancıları da ortaya çıkaracaktır. Yoksa kötülükleri yapanlar, bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü hüküm veriyorlar.” (Ankebut, 29/2-4) İnsan, çok değil, ortalama 60-70 sene gibi bir süre dünyada kalacak ve sonra, Allah'ın huzurunda hayatının her anından hesaba çekilecektir. Herkesin dünyadaki yaptıkları amellerin kayıtlı olduğu kitapları bir gün ellerine verilecektir. Kitabı sağdan verilenler, ebediyyen kurtulmuştur. Ancak kitabı sol tarafından verilenler ise, o zaman şöyle diyeceklerdir: “...keşke bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim. Keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı. Malım bana hiçbir fayda sağlamadı. Güç ve kudretim yok olup gitti.” (Hakka, 69/25-29) Artık bundan sonra, tutuklanıp yüzüstü sürüklenerek bir daha hiç çıkmamak üzere cehenneme atılacaktır. İnsanın bu kötü duruma düşmesinin sebebi, yaptıklarının her an kaydedildiğini unutması ve bunların bir gün kendisine bildirilip hesap vereceğini düşünmemesidir. İnsan, Allah’ın azabından korkup ondan sakınmadan hayat sermayesini hoyratça tüketmektedir. İşte Allah korkusu, bir insan için hem imanının çok keskin bir göstergesi, hem de onun ebedî hayatını belirleyecek çok önemli bir özelliktir. İnsan, ancak ve ancak Allah'tan korkup sakınırsa kurtulacaktır. Bizler farkında olmasak da hızla Allah'a hesap vereceğimiz güne doğru yaklaşıyoruz. O halde hep birlikte Allah'tan korkalım ve Allah'ın hoşnutluğunu kazananlardan olmaya çalışalım. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “...Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takva (Allah korkusu)dur. Ey akıl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sakının.” (Bakara, 2/197) “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne yapıp gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr, 59/1 Allah korkusu müminin bu imtihan dünyasında en büyük dayanağıdır. Çünkü, Allah korkusu kişiyi her an Allah'ın istediği gibi davranmaya, O'nu hoşnut etmeye çalışmaya, şeytanın ve nefsinin isteklerinden sakınmaya, onların hile ve oyunlarına karşı uyanık ve tedbirli olmaya sevk edecektir. Allah Korkusunun İnsana Kazandırdıkları Allah korkusunun insana kazandırdığı bir takım güzellikler vardır. Onlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Allah korkusu, kişiye Allah katında üstünlük kazandırır. İslam dininde üstünlük ölçüsü takvadır. Nitekim, Yüce Allah şöyle buyuruyor: “... Şüphesiz, Allah katında değerle, en üstün olanınız, takvada (Allah korkusunda) en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat, 49/13) 2. Allah, kendisinden korkan kişiye iyi ve kötüyü ayırt edici bir anlayış verir. Kötülüklerini örter ve onu bağışlar. “Ey iman edenler! Allah'tan korkup-sakınırsanız O, size iyi ile kötüyü ayırt edici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.” (Enfal, 8/29) 3. Allah, kendisinden korkan kulların yaptıkları ibadetleri kabul eder. “…Allah, ancak korkup-sakınanlardan (yaptıkları ibadetleri) kabul eder.” (Maide, 5/27) 4. Allah (cc), takvâ sahibi insanların işlerinde bir çıkış yolu gösterir ve onları ummadıkları yerden rızıklandırır. “...Kim Allah’tan korkup sakınırsa, Allah ona bir çıkış imkânı sağlar. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.” (Talak, 65/2-3) 5. Allah, takva sahibi insanlara işlerinde bir kolaylık gösterir. “...Kim Allah’tan korkup sakınırsa, Allah onun işinde bir kolaylık gösterir.” (Talak, 65/4) 6. Allah, takvâ sahiplerinin kötülüklerini örtüp bağışlar ve sevaplarını artırır. “...Kim Allah’tan korkup sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örtüp temizler, mükâfatını büyültür.” (Talak, 65/5) İnsan gaflete düşüp de, Allah’ı unutmamalıdır ve şunu iyi bilmelidir ki, yaptıklarının hesabını bir gün Allah’a mutlaka verecektir. Ne mutlu o kimseye ki, daima Allah’tan korkar, bütün yaptığı işleri, Allah’a hesap vereceği şuuruyla yapmaya çalışır. Kıssa HATALARIMI HATIRLAYINCA Hz. İbrahim (as) cehennemi her hatırlayışında ağlardı. Hatta, bu esnada kalbinin atışı bile duyulurdu. Bir gün Cebrail (as) gelip ona: "Ya İbrahim! Sen hiç dostun azap verdiğini gördün mü? Sen Allah’ın dostusun. O halde Allah’ın azabı olan cehennemden korkup ağlaman niyedir?" Diye sordu. Bunun üzerine Hz. İbrahim (as) cevaben şöyle buyurdular: "Ya Cebrail, hatalarımı hatırlayınca, dostluğumu unutuveriyorum." (alıntı)........... |
|||
|
07-16-2008, 11:09 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: ALLAH SEVGİSİ VE KORKUSU
paylaşım için teşekküler,emegine saglık ...
|
|||
|
07-16-2008, 11:11 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: ALLAH SEVGİSİ VE KORKUSU
emeğine sağlık abi. çok güzel paylaşımların var. Allah(c.c) senden razı olsun inşallah
|
|||
|
|






